YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/6198
KARAR NO : 2013/606
KARAR TARİHİ : 25.01.2013
Cinsel taciz suçundan sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair … 2. Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 01.02.2011 gün ve 2009/119 Esas, 2011/64 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
İddianame okunmadan sanığın sorgusunun yapılması suretiyle CMK.nın 191-3-b maddesine aykırılık yapılması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.01.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
İddianame okunmadan sanığın savunmasının alınması nedeniyle CMK’nın 191/1,3b maddesine aykırılık yapıldığından bahisle kararın esasa girilmeden usulden bozulmasına karar verilmiştir.
CMK’nın duruşmanın başlaması başlıklı 191 maddesine göre;
“(1) Sanığın ve müdafiinin hazır bulunup bulunmadığı, çağrılmış tanık ve bilirkişilerin gelip gelmedikleri saptanarak duruşmaya başlanır. Sanık, duruşmaya bağsız olarak alınır. Mahkeme başkanı veya hâkim, duruşmanın başladığını, iddianamenin kabulü kararını okuyarak açıklar.
(2) Tanıklar duruşma salonundan dışarı çıkarılırlar.
(3) Duruşmada, sırasıyla;
a) Sanığın açık kimliği saptanır, kişisel ve ekonomik durumu hakkında kendisinden bilgi alınır,
b) İddianame veya iddianame yerine geçen belge okunur,
c) Sanığa, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu ve 147 nci Maddede belirtilen diğer hakları bildirilir,
d) Sanık açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirdiğinde, usulüne göre sorgusu yapılır.” denilmektedir.
Dosyamız incelendiğinde, sanığın soruşturma aşamasında kendine yüklenen suç ile ilgili savunmasının alındığı, savcılık aşamasında savunması alınan suç ile daha sonra iddianamede yüklenen suçun aynı olduğu, sanığa duruşuma günü için davetiye çıkarıldığı ancak duruşmaya katılmadığı, sanığın katılmadığı duruşmada CMK’nın 191 maddesine göre iddianmenin okunduğu, duruşmaya başlandığı, ikinci duruşmaya gelen sanığa CMK 147 deki haklarının hatırlatıldığı, sanığın kendi seçtiği müdafii huzurunda kendi hür iradesi ile savunmada bulunacağını beyan etmesi üzerine savunmasının alındığı, yaptığı savunmanın iddianamedeki unsurları belirtilen suç ile paralellik gösterdiği, sanığın daha sonraki karar celsesine de katıldığı, katıldığı celsede mağdurla ilgili rapora karşı beyanlarda bulunduğu, sanığın duruşmalarını müdafisinin de baştan sona takip ederek katıldığı, sanığın suçlamalardan haberdar olduğunun açıkça anlaşıldığı, savunma hakkının kısıtlanmadığı, buna ilişkin bir iddianın savunma tarafından dile getirilmediği, iddianamenin okunduğu ancak sadece sanığın yüzene karşı okunmadığı bir durumda esasa etkili bir eksiklik bulunmadığı görüşündeyim.
Hukuka aykırılığın mutlaka bozma sebebi olması için CMUK’nın 308. maddesinde belirtilen nedenlerden olması gerekir. Bu hal bu maddede belirtilen nedenlerden değildir. Kanuna muhalefetin mutlak bozma nedeni olmadığı durumlarda eksikliğin bozma nedeni olabilmesi için esasa etkili olması gerekir. Örneğin aynı maddede iddianamenin kabul kararının okunması da düzenlenmiştir. Ancak CGK kararlarında da belirildiği gibi bu eksiklik esasa etkili bir neden olarak görülmemektedir. Dosyamıza mahsus olarak iddianamenin okunmaması esasa etkili hal midir diye bakıldığında esasa da etkili olmadığı görülmektedir. Üst paragrafta açıklandığı üzere, duruşmada iddianamenin okunması hususu ilk celse yerine getirilmiş olup, sanığın suçlamadan açıkça haberdar olduğu, CMK 147 deki haklarının hatırlatıldığı ve buna göre savunmasını yaptığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.