Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2012/75 E. 2013/1534 K. 19.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/75
KARAR NO : 2013/1534
KARAR TARİHİ : 19.02.2013

Evi terk eden çocuğu ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeksizin yanında tutma suçundan sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair … 1. Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 13.01.2011 gün ve 2010/891 Esas, 2011/35 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii ve katılan … vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık … ile arkadaşı …’un arabalarıyla mağdureler … ve …’ı rızalarıyla … ilinden alarak Gölcük ilçesine götürüp birlikte gezip alkol aldıktan sonra … iline geri getirdikleri olayda, kayden 10.06.1996 doğumlu olup suç tarihi itibarıyla 15 yaşını bitirmeyen mağdure …’in yaşı gereği rızası geçerli olmadığından sanık …’ın bu mağdureye karşı eyleminin TCK.nın 109/1. maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturup oluşturmayacağının tayin ve takdiri ile kanıtları değerlendirme ve suç vasfının belirlenmesi görevinin üst dereceli Asliye Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek 5235 sayılı Kanunun 11, CMK.nın 4 ve 5. maddeleri uyarınca görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ve katılan … Oflaz vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.02.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Sanık …’ın, arkadaşı olan 13 yıl 11 ay 24 günlük mağdur …’i ve onunla birlikte 15 yıl 1 ay 11 günlük Büşra’yı kendilerinin iradeleriyle evden kaçtıklarını bilerek, yasal temsilcilerine haber vermeden iki ayrı günde aracıyla gezdirmesi ve birlikte alkol almaları eylemlerine ilişkin, iddianame ile yalnızca ailelerine haber vermeksizin sanığın yanında tutması nedeniyle dava açıldığı, ayrıca hürriyetten yoksun bırakmaya ilişkin bir iddiada bulunulmadığı, eylemin mağdurunun, kendisine haber verilmeyen yasal temsilciler olduğu, bu suçun aynı zamanda TCK.nın 109/1. maddesin de öngörülen hürriyetten yoksun bırakma niteliğinde olduğu kabul edilirse, TCK.nın 234/3. maddesinin düzenlenmesinin hiçbir anlamının kalmayacağı, zira TCK.nın 44. maddesi uyarınca her zaman daha ağır ceza içeren 109. maddenin uygulanmasının gerekeceği kanaatinde olduğundan sayın çoğunluğun TCK.nın 234/3. maddesi uyarınca açılan davanın 109/1. maddede öngörülen suça dönüşeceği kanaatiyle verdiği bozma kararına katılamıyor, mahkemenin mahkûmiyet kararının onanması gerektiğini düşünüyorum.