Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2012/8490 E. 2012/7460 K. 28.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8490
KARAR NO : 2012/7460
KARAR TARİHİ : 28.06.2012

Irza geçme, yağma ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından hükümlü … hakkında 5237 sayılı TCK.nın uygulanıp uygulanmayacağı ile ilgili olarak, Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 29.07.2005 gün ve 1997/429 Esas, 1998/78 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi hükümlü müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
CMK.nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri gereğince kararda başvurulacak kanun yolu, süresi, mercii ve başvuru şeklinin açıkça gösterilmesi gerektiği, aksi halde aynı Kanunun 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedenlerinin oluşacağı, hükümlünün kesinleşen mahkûmiyet kararları için yapılan uyarlama sonucu verilen 29.07.2005 tarih ve 1997/429 Esas, 1998/78 Karar sayılı hükümde ise başvuru şekli gösterilmeyerek usul hükümlerine aykırı davranıldığı gibi hükmün hükümlüye tebliğ edildiği tarihte hükümlünün cezaevinde bulunması nedeniyle CMK.nın 35/3. maddesi uyarınca karar tebliğinin ‘kararın okunup anlatılmasıyla” yapılması gerektiği halde, tebliğe ilişkin belgede bu usule riayet edildiğine dair bir açıklama bulunmadığı, bu itibarla tebligatın da usulüne uygun olmadığı anlaşıldığından, mahkemece 29.07.2005 tarihli karar usulünce kesinleştirilmeden, konut dokunulmazlığının ihlali suçundan verilen hükümle ilgili CMK.nın 231. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağına yönelik olarak Cumhuriyet Savcılığı tarafından yapılan talep üzerine 08.12.2011 tarihinde yeniden tüm suçlar yönünden verilen uyarlama kararlarının hukuki değerden yoksun yok hükmünde olduğu, bu itibarla hükümlü vekilinin 15.12.2011 tarihli temyiz dilekçesinin 29.07.2005 tarihli hükme yönelik eski hale getirme yoluyla süresinde yapılmış temyiz istemi niteliğinde olduğu gözetilerek 29.07.2005 tarihli hükme yönelik inceleme yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
5252 sayılı Kanunun 9/1. maddesinde, 1 Haziran 2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak TCK.nın lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceği öngörülmüş ise de; sonradan yürürlüğe giren kanunla suçun unsurlarında, sair cezalandırılabilme şartlarında, suçun karşılığında öngörülen ceza yaptırımlarında ve bir cezaya mahkûm olmaya bağlı kanuni neticelerindeki değişikliklerin ve bunların uygulama olanaklarının değerlendirilebilmesi, olaya tatbik imkanı bulunan kanunların leh ve aleyhteki hükümleri ayrı ayrı ele alınarak sonuçları karşılaştırılıp, lehe olan kanunun belirlenebilmesi, değişen temel ceza ile artırım ve indirim oranları belirlenirken takdirin doğru kullanılabilmesi ve gerektiğinde kesinleşen önceki hükümde değişiklik yapılabilmesi için duruşma açılıp tüm bunların neden ve gerekçeleri ve her iki kanunla ilgili değerlendirme sonuçlarının denetime imkan verecek biçimde kararda gösterilerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden dosya üzerinden yazılı şekilde karar verilmesi,
5237 sayılı TCK.nın 149/1-d bendinde konutta işlenen yağma suçunun nitelikli hal kabul edildiği bu itibarla konut dokunulmazlığının ihlali suçunun yağma suçunun unsurunu oluşturduğu gözetilerek 5237 sayılı TCK.nın uygulanması durumunda ayrıca konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan hüküm kurmanın mümkün olmadığının gözetilmemesi,
765 sayılı TCK.nın döneminde işlenen yağma suçu için aynı Kanunun 523. maddesinin uygulanması mümkün değilken 5237 sayılı TCK.nın yürürlüğe girmesinden sonraki yağma suçlarında aynı Kanunun 168. maddesinin uygulanabileceği nazara alınarak yapılan değerlendirmede, dosya içeriğine göre hükümlünün yağmaya konu televizyon ve ziynet eşyalarını sattığı yerleri göstererek buralardan ele geçirilmesini sağladığının anlaşılması karşısında, müştekilere zararlarının tamamının karşılanıp karşılanmadığı sorularak sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nın 168. maddesinin uygulama yeri bulunup bulunmadığının araştırılmaması,
Kanuna aykırı, hükümlü müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.