YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8781
KARAR NO : 2012/8535
KARAR TARİHİ : 18.09.2012
Reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan sanıklar …, … ve …’nin yapılan yargılamaları sonunda; atılı suçtan beraatlerine dair Giresun 1. Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 20.04.2010 gün ve 2009/326 Esas, 2010/202 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi müşteki … vekili tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Müştekinin 10.09.2009 tarihli oturumda sanıklardan şikâyetçi olduğunu beyan etmesi ve cezalandırılmalarını talep etmesi, keza baroca atanan müşteki vekilinin 20.04.2010 tarihli oturumda sanıkların cezalandırılmalarını talep etmesi ve temyiz dilekçesinin katılma iradesi niteliğinde olması karşısında, CMK.nın 237/2. maddesi gereğince müştekinin kamu davasına katılmasına karar verilerek katılan vekilinin temyizi üzerine gereği düşünüldü:
Müştekinin aşamalardaki beyanlarında sanıkların kendisiyle zorla cinsel ilişkiye girdiklerini iddia etmesi karşısında, delilleri değerlendirme ve suç vasfını belirleme görevinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu nazara alınarak 5235 sayılı Kanunun 10 ve 12. maddeleri gereğince görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.09.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Mağdurenin duruşmada sanığın cezalandırılmasını istemesi, şikâyeti belirten ifade niteliğinde olup, mahkemece kendisinden CMK.nın 238/2. maddesi gereğince …/…
davaya katılmak isteyip istemediği sorularak, istemesi halinde aynı Kanunun 238/3. maddesi hükmü uyarınca katılma isteği hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerektiği halde, bu husus yerine getirilmediğinden hükmün bu nedenle bozulması gerekir. CMK.nın 237/2. maddesinde düzenlenen kanuni koşullar burada mevcut değildir. Dosyamızda mağdure vekili, CMK.nın 260/1. maddesine dayanarak temyiz yoluna başvurmuştur. Yoksa bu hükmün, davaya katılma ile ilgili kurallar koyan yukarıda değinilen CMK.daki diğer hükümleri uygulama dışı bıraktığı düşünülemez. Müşteki vekilinin CMK.nın 260/1 maddesi uyarınca vâki temyizi üzerine hükmün, açıkladığım nedenle bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun 237/2. maddesini sanık aleyhine genişletir şekilde yorumlayarak vermiş olduğu davaya katılma ve hükmün onanması kararlarına katılamıyorum.