YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9981
KARAR NO : 2013/6535
KARAR TARİHİ : 24.05.2013
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, tehdit ve hakaret suçlarından sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve diğer atılı suçlardan mahkûmiyetine dair … 7. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 22.12.2011 gün ve 2010/334 Esas, 2011/355 Karar sayılı beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel istismar suçu yönünden re’sen de temyize tâbi hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmesi ve incelemenin de duruşmalı olarak yapılmasının talep edilmesi üzerine 15.05.2013 … günü saat 13.30’a duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kâğıdı gönderilmişti.
Belli günde Hâkimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından … hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine dosyadaki vekâletnameye dayanarak sanık … gelen Av. … Kaba huzura alınarak duruşmaya başlandı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık … hakkında DURUŞMALI inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün BOZULMASINI istedi.
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözü sorulan sanık müdafii savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşmanın 29.05.2013 … günü saat 13:30’a bırakılmasına oybirliğiyle karar verildi.
Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenerek gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Hakaret suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 21.06.2005 gün ve 61/82 sayılı Kararında vurgulandığı üzere, hükmün temyiz edilebilir olup olmadığını belirleme bakımından hüküm tarihindeki kanuni düzenlemenin dikkate alınması gerektiği, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanunun 26.
maddesiyle 5320 sayılı kanuna eklenen geçici 2. madde ile hapis cezasından çevrilenler hariç sonuç olarak hükmedilen 3000 TL’ye kadar (dahil) para cezaları kesin nitelikte olup, verilen cezanın tür ve miktarı itibarıyla kesin olan hükmün temyizi mümkün bulunmadığından, temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
Tehdit suçundan kurulan hükmün incelenmesinde ise;
Delillerle idida ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün incelenmesine gelince;
Dosya içeriğine göre, sanığın, mağdurenin ablası ile duygusal beraberlik yaşadığı dönemde mağdurenin de sanığın arkadaşı olan … isimli şahsın kız arkadaşı olduğu, mağdurenin beyanlarına göre sanığın mağdurenin ablası ile evlenmesinden sonra 06.12.2009 tarihinden itibaren sanığın her fırsat bulduğunda elle tacizde bulunup dudaklarından öptüğünü, şikâyet tarihinden 3 hafta önce ablası eniştesi ve kendisi aynı örtü altında TV izlerken vücudunu ellediğini, ablası olduğu için ses çıkaramadığını, ablası ve eniştesi ayrıldıktan sonra eniştesinin mağdurenin bulunduğu odaya döndüğünü, kendisinden mastürbasyon yaptırmasını istediğini, zorla cinsel organını ellettirdiğini, sonra kendisini yatakda ters çevirerek krem sürüp anal yoldan ilişkiye girdiğini, yine mahkeme ifadesinde mağdurenin kendi evlerinde iken 13 yaşındaki kız kardeşi ile yattığı odaya sanığın gelerek yanına uzanıp kendisine iliştiğini, ablasının odaya gelmesiyle eniştesinin hareketsiz kaldığını, kendisinin de sessiz kaldığını, sanık eniştesinin 22.02.2010 tarihine kadar tacizlerine devam ettiğini belirtmesi, tanık …’ün, kardeşinin kollarını keserek rahatlamaya çalışan, erkek arkadaşları ile görüşmesi nedeni ile uyarılmasından dolayı intihara teşebbüslerde bulunan bir yapıda olduğunu, yüksek dozda antideprasan ilacı aldığını beyan etmesi, mağdurenin 24.02.2010 tarihine kadar olaydan kimseye bahsetmemesi, mağdurenin erkek arkadaşı …’la tartışması üzerine, mağdure ile anık arasındaki bilgisayar ortamındaki yazışmalar sonunda sinirlenen mağdurenin antidepresan ilaçlar kullanmak suretiyle intihara teşebbüs etmesi üzerine hastaneye kaldırılması sonucu olayın kolluğa intikal etmesi karşısında; tüm bu deliller ve dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde sanığın eyleminin uyduğu TCK.nın 104/1. maddesi yerine yanlış tavsif ile sanık hakkında 103/2. maddesi uyarınca hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları ile duruşmalı inceleme sırasındaki savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, bozma sebebine göre, … 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.12.2011 tarih 2010/334 Esas nolu, 2010/23616 … Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma numarası ile basit cinsel saldırı, tehdit ve hakaret suçlarından hükmen yakalama kararı verilmiş bulunan sanık hakkındaki yakalama kararının KALDIRILMASINA, ve infazının durdurulmasına, bu yakalama kararına istinaden sanık … yakalanıp cezaevine alınmış ise TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü değilse salıverilmesinin temininin en seri biçimde bildirilmesi için ilgili yerlere müzekkere yazılmasına, 24.05.2013 tarihinde bozma kararı yönünden oyçokluğuyla karar verildi.
24.05.2013 tarihinde verilen işbu karar 29.05.2013 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından … hazır olduğu halde sanık müdafiin gıyabında tefhim olundu.
Karşı Oy
Tüm dosya kapsamı doğrultusunda 17 yaşında olan mağdurenin intihara teşebbüs etmesiyle resmiyete intikal eden olayımızda, mağdurenin beyanlarının tutarlı ve oluşa uygun olduğu, sanığın savunmasının ise gerçeği aksettirmediğinin sabit olduğu dolayısıyla sevk maddeleri doğrultusunda ruh sağlığını bozacak şekilde, baldızı olan mağdurenin zorla ırzına geçen ve basit cinsel istismarda bulunan sanık hakkında mahal mahkemesince verilen mahkûmiyet kararının ONANMASI, gerektiği düşüncesinde olduğumdan ne mağdure beyanıyla, ne de
sanık savunmasıyla örtüşmeyecek şekilde ilişkinin reşit olmayanla rızaen cinsel ilişki ve basit cinsel istismar eylemlerinin de suç olmadığından bahisle bozma ve tahliye kararı veren sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.