YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2470
KARAR NO : 2013/6013
KARAR TARİHİ : 15.05.2013
Cinsel taciz suçundan sanık …’ın, tehdit suçundan katılan sanık …’in ve kişiler arası konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan katılan sanık …’nın yapılan yargılamaları sonunda; sanık …’un kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan mahkûmiyetine, diğer sanıkların atılı suçlardan beraatlerine dair Genç Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 22.07.2009 gün ve 2008/99 Esas, 2009/128 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi katılan …, sanık …, katılan sanıklar Tahsin ve Dilek müdafileri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Katılan sanık …’in cezalandırılmasını talep eden mağdur sanık … ve mağdur … vekiline CMK.nın 238/2. maddesi uyarınca davaya katılmak isteyip istemedikleri sorulmamış ise de; CMK.nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu anlaşılmakla, CMK.nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören mağdur … ve …’in katılmasına, vekillerinin katılan vekili olarak kabul edilmesine karar verilerek incelemede;
Katılan sanık … hakkında tehdit suçundan kurulan hükmün yapılan incelemesinde:
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan, katılan sanık … müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
21.07.2004 günü Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5219 sayılı Kanunun 3/B maddesi ile değişik CMUK.nın 305/1-3. maddesi gereğince 2000 TL’ye kadar olan para cezaları kesin nitelikte olup temyizi kabil olmadığından sanık … hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan verilen hükme yönelik sanık …’un temyiz isteminin REDDİNE,
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.03.2009 gün ve 2009/2-43-56 sayılı ilamında açıklandığı üzere; sanık … hakkında 5237 sayılı TCK.nın 123. maddesi uyarınca hükmolunan 2000,00 TL. adli para cezası kesinlik sınırı içinde ise de; katılan sanık … müdafiin temyizi suç vasfına yönelik olduğu, bu gibi hükümlerin aleyhe başvuru üzerine temyiz denetimine konu olabileceği gözetilerek sanık … hakkında kişilerin huzuru ve sükununu
bozma suçundan kurulan hükmün katılan vekilinin temyizi üzerine incelenmesinde ise;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında da belirtildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde dikkate alınacak zararın maddi zarar olduğu, manevi zararı kapsamadığı ve olayda katılan sanık …’in dosyaya yansıyan maddi bir zararının da bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında zararın giderilmemesi nedeniyle 5271 sayılı CMK.nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Katılan sanık … hakkında kişiler arası konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan kurulan hükmün yapılan incelemesinde:
Fiilin suç oluşturmaması nedeniyle derhal beraat kararı verilmesi dışında, delillerin takdir ve tayini gereken durumlarda sanığın sorgusu yapılıp, savunması alınmadan beraat kararı verilemeyeceği gözetilmeden, CMK.nın 193/son maddesine yanlış anlam verilerek söz konusu Kanunun 191 ve 147. maddeleri gereğince sanığın sorgusu yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, katılan …, sanık …, katılan sanıklar … ve … müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.05.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Karşı Oy
Sanık … hakkındaki kişilerin huzur ve sükununu bozmak suçundan kurulan mahkumiyet, verilen cezanın miktarı itibariyle kesin niteliktedir. Bu
nedenle hüküm, ancak vasfa yönelik olması halinde ve bu hususlarla sınırlı olmak üzere temyiz incelemesine konu olabilir. Katılan …’te vasfa yönelik temyiz talebinde bulunmuş bu nedenle temyiz talebi kabul edilmiştir. Ancak temyiz incelemesi vasfa yönelik hususla sınırlı bırakılmamıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 gün ve 121/171 sayılı, 29.11.2005 gün ve 123/151 sayılı ve 04.10.1993 gün ve 187/227 sayılı ilamlarında belirtildiği şekilde vasfa yönelik temyizler ancak bu hususlarla sınırlı olarak inceleme konusu yapılabilir. Sayın Dairemiz çoğunluğunca, vasıfta bir isabetsizlik olmadığı kabulünden sonra bu hususla sınırlı kalınmayarak sanık lehine, temyiz eden katılan aleyhine, diğer bozma konularına girilmiştir. Bu durumun usul ve yasaya ve ayrıca yukarıda belirtilen CGK kararlarına da uygun düşmediği değerlendirmesi ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.