YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2907
KARAR NO : 2014/13722
KARAR TARİHİ : 04.12.2014
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanık hakkında hapis cezasına mahkûmiyetinin kanuni sonucu olarak 5237 sayılı TCK.nın 53/3. maddesine göre, 53/1-c madde ve bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velâyet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğunun koşullu salıverilmeye kadar uygulanacağı, alt soyu haricindekiler yönünden ise bu hak yoksunluğunun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın 1412 sayılı CMUK.nın 322. maddesinin verdiği yetki uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan, TCK.nın 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün hükümden çıkartılarak, yerine
”Sanığın TCK.nın 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velâyet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile haklarından koşullu salıverme tarihine, 53/1. maddesinde yazılı diğer haklardan 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.12.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yerel mahkeme kararının aşağıdaki gerekçelerle bozulması düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Yerel Mahkemece sanığa verilen kısa süreli hapis cezası sanık hakkında yaralama suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi de gözönüne alınarak tekrar suç işlemeyeceği hususunda kanaat oluşmadığı ve şartları gerçekleşmediği gerekçesiyle TCK.nın 51. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Sanık için sonuç olarak hükmedilen ceza 2 ay 15 gün hapis cezasıdır. Sanığın kasıtlı bir suçtan mahkûmiyeti bulunmamaktadır. Mahkemece sanığın yargılama sürecindeki tutum ve davranışları olumlu bulunarak TCK.nın 62. maddesi uyarınca cezasından taktiri indirim yapılmıştır.
TCK.nın 51. maddesindeki düzenleme incelendiğinde; yaşı 18-65 arası olan sanıklar yönünden hükmedilen hapis cezasının iki yıl ve daha az süreli olması, daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olması, suçu işledikten sonra yargılama süresinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanatın oluşması maddenin uygulanma koşulları olarak belirlenmiştir. Anılan maddenin son fıkrası denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirildiği taktirde, ceza infaz edilmiş sayılır biçimindedir. 5237 sayılı TCK.nın önceki yasadan farklı olarak ertelemeyi cezaevi dışında infaz olarak kabul etmektedir. Yasa koyucu bu iradesiyle belli koşulların varlığı halinde cezaevlerinin tek infaz yeri olmamasını dilemektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; sanık 18-65 yaş aralığında bir yaşta, hükmedilen ceza iki yıldan az süreli, geçmişinde kasıtlı bir suçtan mahkûmiyeti bulunmamakta, duruşma süresinde de olumlu tutum ve davranışlar sergileyen bu gerekçeyle hakkında TCK.nın 62. maddesi uygulanmış bir kişidir. Yerel mahkeme sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılma kararı varlığı nedeniyle cezayı ertelememiştir. Sanığın geçmişi yukarıda da açıklandığı üzere ancak kasıtlı bir suçtan ve üç ayı aşan özgürlüğü bağlayıcı ceza varsa ertelemeye engel olabilecektir. Hakimler kararlarını verirken Anayasa ve yasalara uygun davranmak zorunda olup taktir haklarını kullanırken de yasaların amaçlarına aykırı olarak işlenen suçun şahsi dünyasındaki etkisine göre uygulama yapamaz. Hükmün açıklanmasının ertelenmesin ilişkin kararlar da esas itibariyle mahkumiyet değil durma kararı niteliğindedir. Tüm bu açıklamalar ışığında yerel mahkemenin sanık hakkında verilen kısa süreli hapis cezasının ertelenmemesine ilişkin kararın yasanın aradığı objektif ve sübjektif koşulları taşımaması ve taktiri indirim uygulanırken gösterilen gerekçe ile de çelişmesi nedeniyle bozulması görüşündeyim.