Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2013/4129 E. 2013/9816 K. 30.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4129
KARAR NO : 2013/9816
KARAR TARİHİ : 30.09.2013

Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık …’in yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan mahkûmiyetine dair Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 18.01.2013 gün ve 2011/66 Esas 2013/11 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii ve katılan vekili tarafından istenilmiş olması ve sanık müdafiince incelemenin de duruşmalı yapılmasının talep edilmesi üzerine; dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğnameyle Daireye gönderilmekle 18.09.2013 Çarşamba saat 13.30’a duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kâğıdı gönderilmişti.
Belli günde Hâkimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından Osman Turan Şahin hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine dosyadaki vekâletnameye dayanarak sanık … adına gelen Av. … huzura alınarak duruşmaya başlandı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık … hakkında DURUŞMALI inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün BOZULMASINI istedi.
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözü sorulan sanık müdafii savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşmanın 02.10.2013 Çarşamba günü saat 13:30’a bırakılmasına oybirliğiyle karar verildi.
Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenip gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Ailesi ile birlikte ikamet eden mağdurenin annesinin komşularından aldığı duyum ve kızından olayı öğrenememesi üzerine durumdan şüphelenerek soruşturma makamlarına intikal ettirdiği olayda,
Mağdurenin Cumhuriyet Savcılığında alınan 23.12.2010 tarihli beyanında sanık ile üç kez anal yoldan ilişkiye girdiği, 27.12.2010 tarihli beyanında sanıkla bir kez anal yoldan, bir kez de vajinal yoldan ilişkiye girdiği, ikinci ilişkisinde kızlığının bozulduğu, duruşmada ise iki kez anal yoldan, en son vajinal yoldan ilişkiye girdiği, kızlığının bu ilişki sırasında bozulduğu şeklindeki aşamalarda çelişki gösteren anlatımları, sanık ile mağdurenin olay sırasında iki ay süre ile yoğun bir şekilde karşılıklı mesajlaştıklarının tespit edilmesi, olayın komşularından aldığı duyum üzerine mağdurenin annesi tarafından soruşturma makamlarına intikal ettirilmesi, sanığın mağdurenin Ahmet isimli şahısla sevişme görüntülerini ailesine göstereceği yönündeki tehditin, nitelikli cinsel istismar eylemlerinden daha ağır sonuç doğuracak nitelikte olmaması, sanıktan bu görüntülerin ele geçirilememesi, sanığın aşamalardaki inkara dayalı savunması ile mağdurenin sanıkla olan ilişkisinin komşuları ve annesi tarafından öğrenilmesi sonucu durumu çevresine mazur gösterme düşüncesi ile eylemin zorla gerçekleştirildiğini beyan etme ihtimali karşısında, suç tarihinde sanığın mağdurenin rızası dışında, elinde Ahmet ile mağdurenin sevişme görüntüleri bulunup, bu görüntüleri başkalarına göstereceği tehdidiyle zora dayalı cinsel eylemde bulunduğuna ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğine dair, mağdurenin itibar edilemeyen çelişkili iddiaları dışında, savunmanın aksine, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, sanığın eyleminin TCK.nın 104/1. maddesinde öngörülen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu ve bu suçtan mahkûmiyeti ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraati yerine, her iki suçtan yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de ;
Adli sicil kaydına göre, tekerrüre esas Çardak Sulh Ceza Mahkemesinin 2005/275 Esas, 2006/87 Karar sayılı, 3 ay hapis cezasına ilişkin ilamın 25.08.2009 tarihinde infaz edildiği, bu nedenle tekerrüre esas olduğu ve cezasının 5237 sayılı TCK.nın 58. maddesinin 6 ve 7. fıkraları uyarınca, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesinin, mahalline en seri biçimde bildirilmesi için ilgili yerlere müzekkere yazılmasına, 30.09.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Tüm dosya kapsamı doğrultusunda sanık hakkında mahal mahkemesince verilen her iki mahkûmiyet kararı usule, yasaya ve dosya içeriğine uygun olup onanması görüşünde olduğumuzdan olayın rızaen işlendiğinden bahisle sayın çoğunlukça verilen bozma kararına katılmıyoruz.
30.09.2013 tarihinde verilen işbu karar 02.10.2013 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından… hazır olduğu halde sanık müdafiin gıyabında tefhim olundu.