YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4390
KARAR NO : 2013/9086
KARAR TARİHİ : 12.09.2013
KARAR
Irza geçme (iki kez) ve zorla kaçırıp alıkoyma (iki kez) ve kimliği hakkında yalan beyanda bulunma suçlarından sanık …’nın yapılan yargılaması sonunda; sanığın mağdure … …’e yönelik atılı zorla kaçırıp alıkoyma ve ırza geçme eylemlerinin reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma ve reşit olmayan mağdure ile rızasıyla cinsi münasebette bulunma suçlarını oluşturduğu kabul edilerek reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçundan beraatine, reşit olmayan mağdure ile rızasıyla cinsi münasebette bulunma suçundan şikâyet yokluğu nedeni ile kamu davasının düşürülmesine, sanığın mağdure …’a yönelik reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma, ırza geçme ve kimliği hakkında yalan beyanda bulunma suçlarından mahkûmiyetine dair İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 17.12.2009 gün ve 2006/196 Esas, 2009/313 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Sanık hakkında mağdure … …’e yönelik reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçundan verilen beraat ve aynı mağdureye yönelik reşit olmayan mağdure ile rızasıyla cinsi münasebette bulunma suçundan verilen düşme hükümlerini temyizde hukuki yararı bulunmadığı gibi gerekçeye yönelik temyizi de olmadığından, sanık müdafiin temyiz talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 317. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin sanığın kimliği hakkında yalan beyanda bulunma ve mağdure …’a yönelik ırza geçme ve reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyizle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık hakkında kimliği hakkında yalan beyanda bulunma, mağdure …’a yönelik reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Oluşa uygun kabule göre, sanık hakkında kimliği hakkında yalan beyanda bulunma ve reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçlarının 765 sayılı TCK.nın 343/2 ve 430/2. maddelerinde öngörülen cezalarının üst sınırları itibarıyla, aynı Kanunun 102/4 ve 104/2. maddelerine göre 7 yıl 6 aylık asli ve ilave dava zamanaşımına tâbi oldukları, suç tarihi olan 20.04.2005- 07.05.2005’ten inceleme tarihine kadar bu sürelerin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı
-2-
TCK.nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükümlerin CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddeleri uyarınca kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanık hakkında mağdure …’a yönelik ırza geçme suçundan kurulan hükmün temyizine gelince;
Mağdurenin sanık ile birlikte aynı otoda yakalandıktan sonra Cumhuriyet Savcılığında sıcağı sıcağına verdiği ifadesinde sanık ile 20.04.2005 tarihinde yanlarında … ve diğer mağdure … … ile birlikte …’nün kiraladığı oto ile kaçtıktan sonra araç ile sahil ilçeleri gezdiklerini ve sanık ile 30.04.2005 tarihi ve sonrasında birkaç defa cinsel ilişkiye girdiklerini beyan etmiş olması ve mağdurenin onaylı nüfus kaydına göre 28.04.1990 doğumlu olup cinsel ilişki tarihinde 15 yaşını doldurduğu, eylemin rızaya dayalı olup, reşit olmayan mağdure ile rızaen cinsi münasebette bulunma suçunu oluşturup mağdurenin soruşturma aşamasında sanıktan şikâyetçi olmadığını beyan etmiş olması karşısında, takibi şikâyete bağlı suç nedeni ile kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekirken mahkûmiyet hükmü kurulması,
Uygulamaya göre de;
Mağdure hakkında Torbalı Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 07.05.2005 tarihli raporunda “hymen anüler, ince kenarlı vagen duhule müsait açıklıkta ve saat 6 hizasında tabii çentik olduğu”nun belirtildiği, eylem neticesinde mağdurenin kızlığının bozulduğuna dair herhangi bir tıbbi tespit bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında 765 sayılı TCK.nın 418/2. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.