Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2013/6409 E. 2013/9114 K. 16.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6409
KARAR NO : 2013/9114
KARAR TARİHİ : 16.09.2013

Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 01.03.2013 gün ve 2012/227 Esas, 2013/49 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Hükmolunan cezanın miktarına göre sanık müdafiin duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 318. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiillin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 16.09.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Cinsel istismar iddiasının bir şikâyet değil, dört yaşı içinde bulunan mağdurenin poposunun ağrıdığı şikâyeti ile hekime gösterilmesi sırasında ortaya çıkması, mağdurenin anne ve babasının, çocuklarının iki yıldır kabızlık sorunu çektiğini belirtmesi, mağdurenin rektumundan alınan sürüntü örneğinde meni bulgusuna raslanmaması, mağdurenin hiçbir aşamada, suça sürüklenen çocuk olan amcasının iddia olunan eyleminden söz etmemesi, hatta böyle bir eylemde bulunmadığını belirtmesi, savunma ve tanık anlatımlarının, söz konusu ağrının mağdureye tekmeyle vurma hareketinden kaynaklandığı üzerinde birleşmesi,
dört yaşı içindeki mağdurenin duruşmada devamlı gülümsemesinin ruh sağlığının bundan etkilenmediğini göstermesi yanında, duruşma tutanağına geçirilen “mağdurenin ruh sağlığının bozulduğuna ilişkin raporun kendisinin anlayacağı biçimde izah edildiği, mağdurun ise ” bana ayıp şeyler yapmadı” diyerek tekrar eylemi yalanlaması, gözetildiğinde, yalnızca bir hekime söylediği iddia olunan, “terbiyesiz şeyler yaptı” biçimindeki, nasıl söylendiği ve anlaşıldığı belli olmayan ve mahkemece de sorgulanmayan, sonraki hiçbir evrede doğrulanmayan delile dayanılarak “şüpheden sanığın yararlanacağı” ilkesine aykırı mahkûmiyet hükmünün onanması biçimindeki sayın çoğunluğun kararına katılamıyorum.