YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/1568
KARAR NO : 2015/7250
KARAR TARİHİ : 16.06.2015
Tebliğname No : 14 – 2015/25022
MAHKEMESİ : Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 16.10.2014
NUMARASI : 2013/492 Esas, 2014/351 Karar
SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı
İlk derece mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle, 28.06.2014 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda değişiklik yapan 6545 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler de gözetilip dosya incelendi;
5271 sayılı CMK’nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu, mağdure ve annesi Rabia’nın 13.12.2013 tarihli talimat duruşmasında davaya katılmak istediklerini bildirdikleri halde mahkemece bu hususta bir karar verilmediğinin anlaşılması karşısında, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere mağdure ile müştekinin katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördükleri konusunda araştırma yapmayı gerektirecek bir tereddüt bulunmadığı görülmekle, 5271 sayılı CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören mağdure S.. B.. ile annesi R.. Ş..’in davaya katılmalarına ve vekilleri Av. M.. D..’ın katılanlar vekili olarak kabul edilmesine karar verildikten sonra yapılan incelemede gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Mahkemece, sanığın onbeş yaşından küçük kızı mağdure Saadet’i tehdit ederek farklı zamanlarda vücudunu okşayıp cinsel organını ağzına soktuğunun oluşa uygun olarak kabul edilmesi karşısında, eylemlerin beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismar suçunu oluşturduğu ve TCK’nın 103/2. maddesinin tatbiki gerektiği gözetilmeden aynı Kanunun 103/1. maddesinin tatbiki suretiyle eksik ceza tayini,
Sanığın eylemini öz kızına karşı velayet hakkını kötüye kullanarak gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53/5. maddesi gereğince cezanın infazından sonra işlemek üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar velâyet hakkının kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.