Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2015/9291 E. 2020/103 K. 07.01.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/9291
KARAR NO : 2020/103
KARAR TARİHİ : 07.01.2020

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı (sanık …), kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (sanıklar)
HÜKÜM : Sanık …’in çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyeti ile sanık … hakkında müsnet suçtan ceza verilmesine yer olmadığına

İlk derece mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle başvurunun muhtevası ve inceleme tarihine kadar getirilen kanuni düzenlemeler nazara alınıp, hükmolunan ceza miktarlarına göre sanık … müdafisinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra dosya tetkik edildi, gereği görüşüldü:
Sanık … hakkında çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Muhakeme safahatını yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; isnat edilen suçların sanık tarafından işlendiğinin belirlendiği, iddia ve savunma ile tüm delillerin eksiksiz olarak kararda gösterildiği, hükmedilen cezaların nevi ve miktarları itibarıyla kanuni sınırlar içinde tayin edildiği anlaşılmakla, sanık … müdafisi ile katılan mağdur vekilinin yerinde görülmeyen temyiz taleplerinin reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanık … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Mahkemece yapılan yargılama sırasında sanıkla ilgili Tokat Devlet Hastanesinde görevli psikiyatri uzmanı tarafından düzenlenen 10/09/2009 tarihli raporda, “Motor Mental Reterdasyon (Zeka Geriliği) tanısı konulmuş olup, bu haliyle işlediği iddia edilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğine sahip olmadığı, cezai sorumluluğu olmadığı kanaatine varıldığı” yönünde bilgi verilmesinin ardından Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinde tanzim edilen 18.03.2010 günlü sağlık kurulu raporunda, “Fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilecek durumda olup, bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin tam olduğu, 5237 sayılı Kanunun 32. maddesinin 1. ve 2. fıkralarından istifade edemeyeceğinin” belirtilmesi ve İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğünce hazırlanan 08.04.2011 tarihli raporda ise “Şahısta olay sonrası Samsun Ruh Sağlığı Hastanesince tespit edilmiş olan IQ 57 seviyesindeki zeka geriliğinin kişinin işlediği fiil ile ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinde azalma meydana getirmiş olacağından suç tarihi itibarıyla kendisine isnat olunan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolayı TCK’nın 32/2. maddesinden istifa etmesinin uygun olacağının” ifade edilmesi karşısında, mevcut raporlar arasında çelişki bulunduğu gözetilerek, sanığın dava dosyasıyla birlikte İstanbul Adli Tıp Kurumu Üst Kuruluna sevk edilip, gerektiğinde gözlem altına alınarak muayenesi yapıldıktan sonra suç tarihi itibarıyla herhangi bir akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunup bulunmadığı, şayet varsa bu nedenle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamayacağı veya bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalıp azalmadığı hususlarında 5237 sayılı TCK’nın 32. maddesi kapsamına göre rapor aldırıldıktan sonra hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı sanık … müdafisi ile katılan mağdur vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.01.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.