YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/1288
KARAR NO : 2016/3437
KARAR TARİHİ : 07.04.2016
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyet
İlk derece mahkemesince verilip re’sen de temyize tabi hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın eylemini velayet hakkını kötüye kullanarak gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında 5237 sayılı TCK’nın 53/5. maddesi gereğince cezanın infazından sonra işlemek üzere hükmedilen cezanın yarısından bir katına kadar velayet hakkının kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi karşı temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Mağdure soruşturma evresinde ayrıntılı şekilde alınan ilk beyanında sanığın ellerinin iç çamaşırının içinde, elleri ile parmakları hareket halinde ve cinsel organına dokunur vaziyette olduğunu bildirdiği halde, bir gün sonra ek beyanda bulunarak sanığın parmağını cinsel organına soktuğunu ve kanama olduğunu bildirmiş ise de, mağdurenin bakire olduğuna ilişkin raporu da nazara alındığında sanığın, parmağını mağdurenin cinsel organına soktuğuna dair ek beyan dışında mahkûmiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, mevcut haliyle eylemin suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nın 103/1-a maddesi ile aynı Kanunun 6545 sayılı Kanunla değişik 103/1-a ve 103/1-1. cümlesi kapsamında çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilmeden dosya kapsamıyla bağdaşmayan gerekçelerle yazılı şekilde beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi,
Hükümden sonra Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü,29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden, anılan husus nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanık ve müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, re’sen de temyize tabî hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.