YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/5192
KARAR NO : 2016/6666
KARAR TARİHİ : 28.09.2016
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun basit cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Çocuğun basit cinsel istismarı suçundan mahkûmiyet, diğer atılı suçtan beraat
İlk derece mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi.
Hükmedilen ceza miktarı nazara alındığında sanık … müdafiin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıklar haklarında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan beraat hükümlerinin incelenmesinde;
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan, katılan mağdure vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanıklar haklarında çocuğun basit cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin temyiz incelemesine gelince;
Mağdurenin 28.11.2014 tarihli kolluk ifadesinde; tanımadığı iki şahsın beyaz bir taksinin yanında durduklarını, birisinin kafasına vurup kendisini arabaya bindirdiğini, daha sonrasını hatırlamadığını, sadece arabadan indiğini hatırladığını, aynı gün alınan ek ifadesinde; şahısların kendisini … ve…diye tanıttıklarını, arabaya kendi rızasıyla bindiğini, bira içtiklerini,… isimli şahsın ilişkiye girmek istediğini, kabul etmediğini ancak kendi rızası ile iç çamaşırını çıkardığını, ilişkiye girmeyip geri döndüklerini, Cumhuriyet Savcılığında alınan 01.12.2014 tarihli ifadesinde; sanıkların cinsel amaçla kendisini ellemeye çalışmalarına izin vermediğini, dış elbiselerini sanıkların, iç çamaşırını ise kendisinin çıkardığını, son olarak 20.02.2012 günü istinabe yoluyla alınan duruşma beyanında bu defa; alkolün etkisiyle bayılır gibi olduğunu, sanık …’in üst tarafındaki kıyafetlerini çıkardığını, kendisine geldiğinde her iki sanığın da mastürbasyon yaptığını gördüğünü belirtmesi şeklinde tüm aşamalarda değişen ve birbiriyle çelişen beyanları, sanıkların atılı suçu kabul etmemeleri ve tüm dosya içeriği karşısında, müsnet suçu işlediklerine dair mahkûmiyetlerine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraatlerine karar verilmesi yerine yazılı şekilde mahkûmiyetlerine hükmedilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Sanıklar haklarında 5237 sayılı TCK’nın 103/1-ilk cümle ve 103/3-a maddeleri uyarınca belirlenen 12 yıl hapis cezası üzerinden aynı Kanunun 62/1. maddesi ile 1/6 oranında indirim yapıldığında 10 yıl yerine 9 yıl hapis cezasına hükmedilmesi neticesinde eksik ceza tayini,
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli, 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamıyla verilen iptal kararı nedeniyle yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafileri ile katılan mağdure vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sanıkların TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadıkları taktirde derhal salıverilmeleri hususunun mahalline en seri vasıtayla bildirilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, 28.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.