YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/3073
KARAR NO : 2019/10961
KARAR TARİHİ : 19.09.2019
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkumiyet
İlk derece mahkemesince bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun muhtevası ve inceleme tarihine kadar getirilen kanuni düzenlemeler nazara alınarak dosya tetkik edildi, gereği görüşüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Dosya kapsamına göre, mağdurenin sık sık evden kaçması, daha önce başka istismar eylemlerine maruz kaldığının iddia edilmesi nedeniyle yapılan yargılamaların mevcut olması, önceden de psikolojik tedavi gördüğüne ilişkin beyanı, başka olay nedeniyle düzenlenen beden ve ruhsal olarak patolojik araz tespit edilemediğine dair 28.11.2007 tarihli rapor içeriği karşısında, mağdurenin 22.10.2007 tarihinde sanık Nazif’in zorla kendisiyle ilişkiye girdiğini iddia etmesinden dolayı soruşturmanın başlaması ve belirtilen tarihten yaklaşık altı ay öncesinden itibaren sanık …’la birlikte yaşayıp cinsel ilişkiye girdiklerini belirtmesi, 08.02.2016 tarihli raporda ”……. ‘in tecavüzü nedeniyle cinsel olarak herkesten korkuyorum …” şeklindeki ifadesi ve rapor içeriğinde…. ın eyleminin ne şekilde mağdurenin ruh sağlığını bozduğuna yönelik açıklık bulunmadığı gibi 22.10.2007 günü sadece Nazif’in eyleminin gerçekleştiği iddia edilmesine karşın raporda ‘… 22.10.2007 tarihinde mağduru bulunduğu olayda….ve…. ın eylemlerine bağlı olarak ayrı ayrı ruh sağlığının bozulduğunun belirtilmesi karşısında, sanık …’ın eylemi sonucunda mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu hususunun şüphede kaldığı anlaşıldığından, sanık hakkında TCK’nın 103/6. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Kabule göre de;
Düzenlenen iddianame ile 5237 sayılı TCK’nın 103/2, 43/1. maddeleri gereğince cezalandırılması talep edilen sanığa kovuşturma evresinde 5271 sayılı CMK’nın 226/2. maddesine aykırı olacak şekilde TCK’nın 103/6. maddesinden ek savunma hakkı tanınmaksızın yazılı şekilde anılan maddenin tatbiki suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Kanuna aykırı, katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 19.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.