YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/11857
KARAR NO : 2006/1655
KARAR TARİHİ : 21.02.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 12.11.1999 ve birleştirilen dosyada 25.4.2001 gününde verilen dilekçeler ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.5.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar ve bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar dava ve birleştirilen davada; müşterek malik oldukları 30 parsel numaralı taşınmaz üzerine geçici inşaat yapmak üzere 5.12.1978 tarihinde belediyeden inşaat izni aldıklarını, inşaata başladıktan sonra yapılan imar değişikliği nedeniyle 28.10.1993 tarihinde, üç kata tamamlamalarına izin verildiğini, daha sonra bitişik nizam altı kat yapılanma koşullarına göre hazırlattıkları projeye Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunca da izin verildiğini ancak davalılarca İdare Mahkemesinde açılan dava sonucunda imar plan değişikliğinin iptaline karar verildiğinden 27.7.1999 tarihli encümen kararı ile binanın ruhsatsız hale geldiği gerekçesi ile yıkım kararı verildiğini, binanın idari mercilerce verilen izin ve ruhsatlar kapsamında iyiniyetle inşa edildiğini, davalılara ait 19 parsel numaralı taşınmazın 17 m2 lik kısmının ifraz edilerek 30 parsel ile tevhidi halinde binanın imar planında öngörülen komşu bahçe mesafesi için gerekli koşullara uygun hale geleceğini belirterek 17 m2 lik kısmın muhik tazminat karşılığında ifraz edilerek adlarına tescili isteğinde bulunmuşlardır.
Davalılar, imara aykırı yapı nedeniyle açılan tescil isteğinin dinlenme olanağının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 19 parsel numaralı taşınmazın 10.25 m2 lik kısmının, 20 parsel numaralı taşınmazın da 10.91 m2 lik kısmının ifraz edilerek 30 parsel numaralı taşınmazla birleştirilmek suretiyle davacılar
./..
2005/11857-2006/1655
-2-
adına tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, davacılar ve 20 parsel numaralı taşınmazın malikleri olan davalılarca temyiz edilmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davacıların temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Davalıların temyiz itirazlarına gelince;
Her ne kadar mahkemece, yukarıda içeriği açıklanan istemle ilgili olarak yapılan yargılama sonucunda yıkımın fahiş zarar doğuracağından bahisle davalılara ait bir kısım yerin davacılara ait parsel ile birleştirilerek davacılar adına tesciline karar verilmiş ise de verilen karar usul ve yasaya uygun değildir.
Davacıların dayandıkları hukuki sebeplere göre istem Türk Medeni Kanunun 725.maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Anılan madde uyarınca istemin hüküm altına alınabilmesi için;
Yasal ayrıcalıklar dışında, Medeni Kanunun 684/1 ve 718/2 (Önceki Medeni Kanunun 618, 644/2) maddelerine göre, arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar. Bu ayrıcalıklarından birisi de Medeni Kanunun 725. (Önceki Medeni Kanunun 651.) maddesinde düzenlenmiş olup, madde hükmü;
“Bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı, eğer yapıyı yapan malik taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahip bulunuyorsa, ona ait taşınmaz bütünleyici parça olur.
Böyle bir irtifak hakkı yoksa, zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde itiraz etmediği, aynı zamanda durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde, taşkın yapıyı iyi niyetle yapan kimse uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulmasının veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının kendisine devrini isteyebilir.” şeklindedir.
Böylece arazi ile muhdesat arasındaki bağlantı kesilmiş ve aşağıdaki koşulların oluşması halinde ise, bina sahibine ayrılmaz parça niteliğindeki taşkın yapı için üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır.
Bunun için:
1-Tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla yapılan binanın ayrılmaz parçasının yine tapuda kayıtlı üçüncü kişiye ait taşınmaza taşkın yapılmış olmalıdır.
2-Anılan maddede bina sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir.
3- Bu inşaatı kendi malzemesi ile yapan kişinin, iyi niyetli olması, diğer bir anlatımla zeminin kendisine ait olduğu, ya da 5.7.1944 tarihli 12/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi mülkiyetin ileride
../…
2005/11857-2006/1655
-3-
kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesi gereklidir.
14.2.1951 tarih 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, iyiniyetin ispatı taşkın yapı malikine ait ise de iyiniyet sav ve savunması def’i olmayıp itiraz niteliği taşıdığından ve kamu düzeni ile ilgili bulunduğundan mahkemece kendiliğinden gözönünde tutulmalıdır.
Taşkın binanın bulunduğu taşınmaz maliki veya o taşınmazda mülkiyetten başka ayni hak sahibi olup da zarar gören kimselerin, taşınmaza elatıldığını öğrendikleri tarihten itibaren 15 gün içerisinde itiraz etmeleri, yapı malikinin iyiniyetli sayılması olanağını ortadan kaldırır. İtiraz hiçbir şekle bağlı değildir. Yapının ilerlemesini zararın büyümesini önlemek için konan bu sürenin başlangıcını objektif olarak saptamak, yapının görünebilir hale gelme tarihinden başlatmak, taşırılan taşınmaz malikinin öğrenmesine engel olan subjektif (öznel) nedenleri dikkate almamak gerekir. Aksine düşünce bu yöndeki yasa koyucunun amacını ortadan kaldırır. (subjektif koşul)
4- Taşkın yapının bulunduğu arazi parçasının davacı adına tescili için, taşkın kısmın ana taşınmazdan ayrılarak müstakil parsel oluşacak veya davacıya ait taşınmazla birleştirilecek şekilde ifrazının mümkün olması gereklidir.
5-İptale veya irtifak hakkına konu olacak zemin bedelinin arsa sahibine ödenmesine karar verilmeli, önceden ödenmiş bedel var ise bu miktar, ödenecek bedelden mahsup edilmelidir.
Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda somut olaya gelince; davacılar inşaatın imar planında öngörülen çekme mesafelerine uygun hale getirilmesini temin amacıyla bina ile bağlantısı bulunmayan bir miktar arazinin davalılar parselinden ifraz edilerek adlarına tescili isteğinde bulunmuş olduklarından davada Türk Medeni Kanunun 725.vd. maddelerinin uygulanması olanağı yoktur.
Türk Medeni Kanunun 737.maddesi ise, “Herkes taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür.
Özellikle, taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel adete göre komşular arasında hoşgörülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü veya sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır.
Yerel adete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır. “hükmünü içermektedir”.
Madde, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkından doğan haklarını kullanırken yüklendiği bir kısım ödevlerde bulunduğundan hareketle, malikin komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıklardan kaçınmasını ve komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını
…/….
2005/11857-2006/1655
-4-
dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir. Açıklandığı üzere Türk Medeni Kanununun 737.maddesi taşınmazın kullanım biçimine göre bir takım yaptırımlar öngörmüş ise de aşkın kullanım nedeniyle mülkiyet hakkı da verilebileceği yönünde bir hükme yer vermemiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında davacıların dayandığı hukuki sebepler ve yasal düzenlemeler doğrultusunda, imara aykırı olup yıkım kararı bulunan bir yapının imara aykırılığının giderilmesi için gerekli olan bahçe mesafesinin komşu taşınmaz maliklerine ait taşınmazdan tazminat karşılığı ifraz ve tesciline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup karar bozulmalıdır.
SONUÇ. Yukarıda 1.bentte açıklanan yazılı nedenlerle davacıların temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte yazılı nedenlerle davaların (20 parsel maliklerinin) temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 20 parsel yönünden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının davalılara verilmesine, 21.2.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.
…
…