Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/12107 E. 2006/14465 K. 05.12.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/12107
KARAR NO : 2006/14465
KARAR TARİHİ : 05.12.2006

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 31.03.2006 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.05.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi isteğine ilişkindir. Türk Medeni Kanununun 683. maddesi “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içersinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir” hükmü ile malikin mülkiyet hakkını hukuksal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir. Anılan kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “komşu hakkı” bölümünde “kullanım biçimi” başlığı altında yer … 737. (önceki 661) maddesi “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden … yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle; taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel adete göre komşular arasında hoş gürülebilecek dereceyi aşan …, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, görültü ve sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel adete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan … denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır” hükmü ile de malike, mülkün kullanılmasında komşuya zarar verecek taşkınlıklardan sakınma ödevi yükleyerek, yasal kısıtlamalardan birisini düzenlemiştir.
Taşkınlıktan amaç ise, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesi ile taşınmazı zararına aşırı derece de etkili olabilecek iş ve eylemlerdir. Bu eylemlerin saptanmasında, taşınmazın bulunduğu yerin kullanma amacının, niteliğinin, konuya ilişkin düzenlemelerin ve yasal boşluk bulunması halinde mahalli örf ve adetlerin göz önünde
tutulması gereklidir. Bu tür uyuşmazlıkların çözümünde hakim, gerek zararı saptama, gerekse zararı giderici önlemleri bulma yönünden her somut olayın özelliğini gözetmek, tarafların yarar zarar dengelerini değerlendirmek durumundadır.
Komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan kullanım halinin saptanması halinde ise, mahkemece kurulacak hüküm de, zararlı davranışın giderim şeklinin ve taraf yükümlülüklerinin açıkça gösterilmesi zorunludur.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, komşu taşınmaz maliki davalının hayvan barınığında beslediği hayvanların dışkılarının neden olduğu koku ve kenelerin yaşamlarını olumsuz etkilediğini, rahat ve huzurlarını kaçırdığını belirterek ahırda hayvan beslenmesinin ve hayvan dışkılarının koku yayacak şekilde biriktirilmesinin men’ini talep etmiştir. Mahkemece de komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisinin ve ailesini aşırı derecede rahatsız eden, davalının hayvan dışkılılarını koku yayacak şekilde biriktirilmesinin men’ine karar verilmiş, kararı davacı temyiz etmiştir.
Davacı dava dilekçesinde, ayrıca beslenen hayvanların kene ve koku yaydığını bu hayvanların beslenmesinin de önlenmesini istemiş, ancak mahkemece bu konuda karar verilmemiştir. Az yukarıda açıklanan ilkeler gözetilmek suretiyle bu talep hakkında da olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmaması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 05.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.