Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/15092 E. 2007/1210 K. 13.02.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/15092
KARAR NO : 2007/1210
KARAR TARİHİ : 13.02.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 4.5.2004 gününde verilen dilekçe ile rödavans sözleşmesinin feshi, ruhsatın iadesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 10.5.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, …ruhsat sahalı maden alanındaki işletme hakkını 27.3.2002 tarihli rödovans sözleşmesi ile davalıya devrettiğini, davalının sözleşmeye konu rödovans bedelini ödemediği gibi 28.5.2003 tarihli ihtarname ile kendilerinin dava konusu saha için işletme ruhsatı aldıklarını bu nedenle rödovans sözleşmesinin hükümsüz kaldığını bildirdiklerini, işletme ruhsatının kendileri tarafından rödovans sözleşmesi gereğince davalıya devredildiğini ileri sürerek, rödovans sözleşmesinin feshine ve maden işletme ruhsatının kendilerine devrine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, rodövans sözleşmesinden sonra davacı ile anlaşarak ruhsat hakkını bedel karşılığı satın aldıklarını belirterek, davanın reddini istemiş, mahkemece maden işletme ruhsatının davalıya devredildiği ve davalı tarafından da yeniden ruhsat alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Dava, sözleşmeye aykırılık nedeniyle sözleşmenin feshi ve maden işletme ruhsatının devri isteğine ilişkindir.
Dava konusu olayın tartışılmasına geçilmeden önce konu ile ilgili temel kavramların açıklanmasında yarar vardır.
Maden; tabiatta element, bileşik veya karışım halinde bulunan maddelerdir(3213 sayılı Maden Yasası md.2). Madenler, Enerji madenleri, Metal madenleri ve Sanayi madenleri olarak üçe ayrılır ve davacının ruhsatına konu olan maden kömürü enerji madenleri grubundandır.
Maden arama; Cevher yatağının tanınmasını amaçlayan faaliyetlerin tümüdür. Belirli bir alanda maden arama faaliyetinde bulunulabilmesi için maden arama ruhsatının alınması gerekir (3213 sayılı yasa, md 3). Arama faaliyetleri arama izni sınırları içinde yapılır. Maden Yasasının l6. maddesine göre maden arama, mermer arama ve göl sularının içerdiği maddeleri arama izni olmak üzere üç ayrı arama ruhsatı söz konusudur. Maden arama ruhsatı sahibi arama sırasında; kuyular, tüneller ve çukurlar kazmak gibi yöntemlerden yararlanır. Arama konusu madenin işletmeye elverişli olduğunu kanıtlamak için tahlile gönderir ve arama alanı üzerinde rastladığı diğer madenler için arama ruhsatı alır. Arama ruhsatı sekizer aylık üç arama dönemi ve altı aylık proje hazırlık dönemi olmak üzere toplam otuz aydır. Bu süre uzatılamaz (3213 sayılı yasa, md.17/1). Maden Arama ruhsatı sahibi azami otuz aylık sürede; arama faaliyetinde bulunmak, arama faaliyetlerinin teknik gereklerini yerine getirebilmek için çevresindeki ruhsat sahalarında da zarar vermemek koşuluyla prospeksiyon (Madencilik arama faaliyetine mesnet teşkil eden ön bilgilerin toplanması işi) yapmak (md.18), ön işletme isteminde bulunmak, buluculuk hakkı istemi ile başvurmak ve arama ve ön işletme ruhsatı süresi boyunca faaliyet raporlarıyla tesbit edilen görünür rezervin (Görünür rezerv: boyutları, tenoru belirlenmiş, üretilebilir kesin cevher miktarı) l/10’u kadarını istihraç edip satma hakkına sahiptir. Fazla cevher tesbit edilirse Maden Yasasının 12. maddesi hükümleri uygulanarak mahalli mülki amiri nakledilen madeni geçici olarak zapt eder ve gerekli tutanağı düzenleyerek evrakı adli makamlara tevdi eder (md.21).
Arama ruhsatı sahibi arama ve rezerv tesbit çalışmalarının olumlu bir gelişme gösterdiğini, arama ve diğer faaliyetlere bir süre daha devam edilmesi ile daha büyük işletme veya tesis kurma imkanlarının doğabileceğini beyanla ön işletme projesi vererek ön işletme talebinde bulunabilir (md.19).
İşletme Ruhsatı; bu safhada iki ayrı izin söz konusudur. Bunlardan ilki yararlanma hakkı iznidir ki bu izne yasada işletme ruhsatı denilmektedir. İşletme ruhsatı, işletme faaliyetlerinin yürütülebilmesi için verilen yetki belgesidir (md.3). Ruhsat sahibinin, arama veya ön işletme ruhsat süresi sonuna kadar ilgili daireye başvurusu ve işletme ruhsatı isteminde bulunması ile işletme ruhsat hakkı doğar (md.24/1). İşletme ruhsatı alınabilmesi için, raporla tesbit edilmiş işletmeye elverişli ekonomik cevherin gerektiğinde taksire (Taksır: Ruhsat alanının Maden Kanunu gereğince küçültülmesi) mesnet teşkil edecek şekilde işletme sınırlarının, işletmeye alınma sıralarının ve ilk işletmeye alınacak maden içinde işletme projesinin ilgili daireye verilmesi gerekir (md.26/2). İkinci safha ise işletme iznidir. İşletme izni sahibi sahasında herhangi bir maden için işletme izni almadıkça işletme faaliyetinde bulunamaz. İşletme ruhsatı alanı birden çok işletme izni alanını kapsar ve bir işletme ruhsatındaki her işletme izni ile ilgili bütün faaliyetler ayrı ayrı yürütülür (md 29). İşletme ruhsatı sahibi işletme izninin alınışından itibaren altı ay içinde madeni işletmeye almak zorundadır. İşletme ruhsatı sahibi işletme haklarından yararlanma hakkı sahibi durumundadır. Yararlanma hakkının kullanımı ise işletme izninin alınması ile başlar.
Anayasanın 168. ve 3213 sayılı Maden Yasası’nın 4.maddesine göre madenler devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. İşletme hakkı, madenin toprağın altından çıkarılıp, çıkarılan cevher üzerinde mülkiyet hakkı sağlanması için belli bir süre, belli bir alanda hak sahibine işletme kurma ve işletme olanağı sağlayan bir haktır. İşletme hakkı, sahibine izin aldığı alanda intifa hakkı içerikli bir hak sağlar; işletme koşullarına uygun alanı işletmek buna karşın çıkarılan cevher menkul mal niteliği kazanır.
Maden Kanunun 28.maddesi gerekçesinde de belirtildiği gibi işletme izin belgesinden kaynaklanan hakkın bir başkasına kiralanabileceği anlaşılmaktadır. Uygulamada bu çoğunlukla Borçlar Kanununa göre hasılat kirası sözleşmeleri ile yapılmaktadır. Rodövans sözleşmesi olarak adlandırılan bu sözleşmenin Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Maden Dairesi Başkanlığınca onaylanmış olması diğer bir anlatımla uygun görüş alınması gerekir.
İşletme hakkının üçüncü kişiye rodövans sözleşmesi ile devri halinde devralan kiracı sahayı sözleşme koşullarına uygun olarak işletmek ve bunun karşılığı kiralayan ruhsat sahibine rodövans bedelini ödemekle yükümlüdür.
Tüm bu açıklamalardan sonra somut olaya dönersek, davacı da usulüne uygun olarak aldığı maden işletme ruhsatına konu alanın işletmesini 27.3.2002 tarihli sözleşme ile davacıya devretmiştir. Daha sonra taraflar, 8.4.2002 tarihli ruhsat devir sözleşmesi düzenlemişler ve bu sözleşme uyarınca da davalı dava konusu sahanın işletme ruhsatını almıştır. Taraflar arasındaki çekişme davalının aynı saha için aldığı ruhsat nedeniyle çıkmıştır. Şimdi burada davalının davacının ruhsatlı sahasının kendisine devri nedeniyle yeni bir ruhsat almasının rodövans sözleşmesini ortadan kaldırıp kaldırmadığının irdelenmesi gerekmektedir. Bunun içinde rödovans sözleşmesi hükümlerine bakılmalıdır. Sözleşmenin 8. maddesinin 2. fıkrasında “Ancak işletmecinin bu sözleşmenin şartlarına uymaması halinde ruhsatı ruhsat sahibine iade etmek mükellefiyetindedir.” Şeklinde yer alan hüküm, ve yine 9. maddede “işletmeci devir aldığı ruhsatı işletmeciden başkasına devredemeyeceği..” 11.maddesinin (c) bendinde devraldığı ruhsat hukuku…” ibarelerinin yer aldığı görülmektedir. Sözleşmede yer alan tüm bu düzenlemelerden rodövans sözleşmesi aynı zamanda işletme ruhsatının da davalı kiracıya devredileceği ve sözleşmeye aykırılık halinde veya sürenin dolması ile ruhsatın yeniden kiraya verene iade edileceği anlaşılmaktadır. Davalının yazılı belgeyle kanıtlayamadığı iddiasında ileri sürüldüğü gibi, bedel karşılığı, rödovans sözleşmesini ortadan kaldıracak şekilde bedeli karşılığı ruhsat devri söz konusu değildir.
Yukarıdan beri yapılan tüm açıklamalar gereğince mahkemece yapılacak iş, uygulamada maden işletme hakkının kiraya verilmesine ilişkin sözleşmelerle birlikte ruhsatın da devredilip devredilmediğinin araştırılması, bu yönde oluşmuş bir teamül var ise uyuşmazlığın bu teamül çerçevesinde çözümlenerek sonuca ulaştırılması gereklidir. Bu husus saptamak için, uzman bilirkişilerden oluşacak bilirkişi heyetinden rapor alınmalıdır.
Açıklanan hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak davanın reddi doğru değildir. Karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 13.2.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.