Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/3059 E. 2006/4661 K. 20.04.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3059
KARAR NO : 2006/4661
KARAR TARİHİ : 20.04.2006

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 21.07.2005 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.11.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 (önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacılar kendilerine ait 343 parsel sayılı taşınmazın ana yola bağlantısının bulunmadığını belirterek davalıya ait 6253, 6254 ve 6255 parsellerden bedeli karşılığında geçit hakkı tesisi için dava açmışlardır.
Mahkemece, davacıların davası kabul edilerek davacılara ait 343 parsel lehine teknik bilirkişinin 18.07.2005 tarihli krokisinde A harfiyle gösterilen çıkmaz yolun paftasında mevcut olduğu bu yolun B harfiyle gösterildiği gibi 4,5 metre eninde 47 metre uzunluğunda uzatılarak A ve B harfleriyle gösterilen şekilde ve güzergahta geçit hakkı kurulması ve davacılar lehine takdir edilen vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin davalı’dan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece yapılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 4,5 metre eninde 70 metre uzunluğundaki yolun zeminde ve paftasında mevcut olduğu ve bu yoldan davalıya ait parsellerin yararlandığı, davacıların davalıya ait parsellerin batısında bulunan 343 nolu parsellerine geçebilmeleri için çıkmaz yolun krokide B ile gösterilen 4,5 metre eninde 47 metre uzunluğunda toplam 211.50 metrekarelik bir alandan geçmesi halinde en kısa, en ekonomik ve uygun yol olduğu tespit edilmiş, başkaca alternatif yol araştırılması yapılmamış, mahkemece bu seçenek üzerine hüküm kurulmuştur. Az yukarıda sözü edildiği üzere, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlandıran bir irtifak hakkı olmakla beraber özünü komşuluk hukukundan aldığından yol saptanırken komşuluk hukukunun genel ilkeleri hiçbir zaman göz ardı edilmemeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gözetilmelidir. Uygun güzergah saptanırken aleyhe geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Mahkemenin geçit için belirlediği yer davalıya ait 6255 parsel sayılı taşınmazın ortasından geçmektedir. Geçit verilen yer davalı 6255 parsel sayılı taşınmazın kullanım bütünlüğünü bozmaktadır.
Ayrıca davacıya ait yararına geçit kurulacak taşınmaz tapu kaydında “Tarla” vasfındadır. Taşınmazın kullanım amacı dikkate alınarak tarım aracının geçebileceği genişlikte 2,5-3 metre eninde geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Eldeki davada geçit için belirlenen yerin genişliği 4,5 metredir. Bunun gerekçesi, dayanakları ile kararda gösterilmemiştir. Bütün bu anlatımlardan anlaşılacağı üzere mahkemece uygun geçit yeri tüm seçenekler araştırılmadan, geçit yeri genişliğide yararlanacak taşınmazın tarla vasfında olduğu nazara alınmadan tespit edilmiştir. O halde mahkemece teknik bilirkişilerin katılımı ile yeniden keşif yapılarak davacıların tarla vasfındaki taşınmazları lehine kurulabilecek geçit yerleri taraf yararları ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gözetilerek tüm alternatifler değerlendirilmeli, bunlar bilirkişinin düzenleyeceği kroki de açık ve denetime elverişli şekilde gösterilmeli, belirlenen alternatiflerden en uygun güzergah geçit için esas alınmalıdır. Açıklanan şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan davanın kabulüne karar verildiğinden karar bozulmalıdır.
Kabule göre de;
1- Geçit hakkı tesisine ilişkin hükümde leyh ve aleyhine geçit hakkı kurulan taşınmazların açıkça gösterilmesi gerekir. Mahkemece, davacılara ait parsel lehine, davalıya ait hangi parsel aleyhine geçit hakkı kurulduğunun karar yerinde gösterilmemesi doğru değildir.
2- Geçit davalarında yükümlü taşınmazdan geçit yeri olarak belirlenen bölümün tespit edilmiş geçit değeri hükmün infazından önce yükümlü taşınmaz sahibine verilebilecek şekilde mahkeme veznesine depo ettirilmelidir. Mahkemece saptanan bedel depo ettirilmediği gibi geçit bedelinin hak sahibine ödenmesi hususunun gerekçeli kararın hüküm fıkrasında yazılmaması da doğru değildir.
3- Geçit hakkı tesisine ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama harç ve giderlerinin davacının üzerinde bırakılması yerine davalıdan tahsiline karar verilmiş ve davacılar yararına vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bu nedenlerle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 20.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.