Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/12150 E. 2008/1062 K. 05.02.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/12150
KARAR NO : 2008/1062
KARAR TARİHİ : 05.02.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.02.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil olmadığı takdirde tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen 08.03.2007 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 15.01.2008 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av…. ile karşı taraftan davacı vekili Av…. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. … karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademedeki istek ise tazminat talebine ilişkindir.
Davalı, beyanda bulunduğu 01.12.2005 tarihli celsede; 193 parsel sayılı taşınmazdaki Raşit’e ait payı davacı ve dava dışı … ile birlikte satın aldıklarını, ancak imar uygulamasında kendisinin kullandığı bir kısım bölümün yola terk edildiğini, o yüzden davacının tescil talebinin reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kısmen kabul edilerek imar uygulaması sonucu 7 parsel sayısını alan 370.97 m2 yüzölçümlü taşınmaz kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme ve inanana iade şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlemdir.
5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanılana bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inananın tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla; inanan inanılan namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona (inanana) geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. Davadaki istemin dayanağı yukarıda belirtilen İçtihadı Birleştirme Kararıdır. Dava, davalı tarafından kabul edildiği gibi “sözleşme protokolü” başlıklı tarihsiz yazılı belge ile de kanıtlanmıştır. Ancak;
İnanç sözleşmesine konu 193 parseldeki pay dava dışı Raşit Savranlar’a ait 1334/6240 paydır. Bu pay, imar uygulaması sonucu tam mülkiyeti davalıya ait 7 ve 8 numaralı parseller ile yine davalının 64076/73169 paylı maliki olduğu taşınmazlara gitmiştir. Davacı, bu taşınmazlarda inanç ilişkisi nedeniyle 1/3 maliki olduğunu iddia ettiğinden ve bu iddia tüm dosya kapsamı ile kanıtlandığından davacının dava konusu 1/3 payının yukarıda sözü edilen 7, 8 ve 9 parsellerde aranması gerekir. 7 parsel üzerinden mülkiyeti davacıya ait … bulunması, 7 parselin tam mülkiyetinin davacıya verilmesini gerektirmez.
Hal böyle olunca, mahkemece yapılması gereken … 7, 8, ve 9 parsellerde davacı davalının payına 1/3 oranında paylı malik olacak şekilde ve ancak aleyhine olan hükmü temyiz etmediğinden 370.97 m2’yi aşmayacak şekilde davayı kabul etmek olmalıdır. Değinilen olgu bir yana bırakılarak 7 parselin müstakilen davacı adına tescili doğru değildir.
Kabüle göre de, davadaki istek 444 m2 payın tescilinden ibaret olup, bu istek 370.97 m2 üzerinden kabul edilmiş iken reddi gereken istek bölümü için davalı vekili yararına avukatlık ücreti takdir edilmemesi, yargılama giderlerinin de bu orana uygun paylaştırılmaması da yanlıştır.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Davalının diğer temyiz itirazlarının yukarıda 1.bendde yazılan nedenlerle reddine, 2.bendde yazılı nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 550.00 YTL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 05.02.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.