Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/12735 E. 2008/549 K. 29.01.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/12735
KARAR NO : 2008/549
KARAR TARİHİ : 29.01.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 12.05.2005 gününde verilen dilekçe ile taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali tescil, birleştirilen davada davacı … tarafından verilen dilekçe ile de mülkiyetin iadesi istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın konusu kalmadığından, karar verilmesine yer olmadaığına, birleştirilen davanın reddine dair verilen 17.04.2007 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı davacı … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 29.01.2008 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı-davacı … vekili gelmedi. Karşı taraftan davacılar-davalılar vekili Av. … geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

_K A R A R_

Davacılar, dava konusu 92 parsel numaralı taşınmazda davalı adına kayıtlı olan hisseyi 03.10.1961 tarihinde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile aldıklarını, halen zilyedi olduklarını, tapuda da işlem yapılmış olmasına rağmen davalının aynı parselde paydaş olarak kayıtlı bulunduğunu belirterek davalı adına olan kaydın iptali isteğinde bulunmuşlardır.
Birleşen dosyada ise; davalı-davacı … , davalıların iptalini istedikleri 92 parseldeki hissesinin, Kadastro Mahkemesinin 11.03.2005 tarihinde kesinleşen ilamı uyarınca hükmen tescil edildiğini, davalılar adına idari işlemle yapılan tescilin ise eldeki davanın yargılaması aşamasında 03.10.1961 tarihli satış vaadi sözleşmesine dayanılarak yapıldığından geçersiz olduğunu belirterek, iptali ile mülkiyetin iadesi isteminde bulunmuştur.
Davalı-davacı …, asıl davada vermiş olduğu cevap dilekçesinde, davacıların dayanağı olan 1961 tarihli satış vaadi sözleşmesinin sahte olduğunu, imzanın kendisine ait olmadığını, sözleşmedeki kimlik bilgilerinin bir başka kişiye ait olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın ise kanıtlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Hüküm davalı davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, satış vaadi sözleşmesine, birleşen dava ise sahtecilik iddası ile açılan mülkiyetin iadesi yoluyla tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Gerçekten de tapu kaydı incelendiğinde; 29.03.1974 tarih 735 yevmiye nolu işlem ile satış vaadi sözleşmesine konu payın tapuda davacılara devredildiği, Kadastro Mahkemesinin kararının kesinleşmesi ile de aynı payın bu kez hükmen davalı-davacı … adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, satış vaadi sözleşmesine konu olan payın aynı zamanda tapudan da devrinin yapıldığı gerekçesi ile davanın konusu kalmadığı gerekçesi ile karar verilmiş ve birleşen davada reddedilmiş ise de, davacıların adına yapılan tescilin dayanağı 03.10.1961 tarihli satış vaadi sözleşmesi ve bu sözleşme ile verilen vekalet yetkisidir. Nitekim tapuda yapılan devirde, sözleşme ile vekil kılınan kişi aracılığı ile yapılmıştır. Ne var ki; davalı-davacı … bu belgedeki imzanın kendisine ait olmadığını da ileri sürerek evrakın sahte olduğu savunmasına dayanmıştır.
Gerçekten de;
Mülkiyet hakkının davanın kazanılması, kurucu iki şartın, (unsurun) iki ayrı muamelenin varlığını gerektirir. Bunlardan ilki, mülkiyetin devri borcunu doğuran borçlandırıcı bir muamele, yani iktisap sebebidir. Buna, hukuki sebep adı da verilmektedir. İkinci muamele ise, tasarruf muamelesi olan ve tescil ile tamamlanması tescil talebidir. Tescile dayalı devren kazanmada mülkiyet hakkı, tescilin yapıldığı anda geçer. Mülkiyet hakkının geçerli bir şekilde intikal etmesi, bu iki muamelenin birlikte bulunmasına ve özellikle iktisap sebebinin (hukuki sebebin) muteber olmasına bağlıdır. Zira, taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, sebebine bağlılık ilkesine tabidir. (Prof. Dr. Kemal T.Gürsoy Porf. Dr. Fikret Eren Prof Dr. Erol Cansel Türk Eşya hukuku-… 1978-sh:502)
Belirtilen nedenle mahkemece, davalı-davacının savunması üzerinde durularak, deliller toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı-davacı … ‘nın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatına iadesine, 29.01.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.