YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/13541
KARAR NO : 2007/15984
KARAR TARİHİ : 13.12.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 12.1.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydındaki şerhin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 3.5.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 225 parsel sayılı taşınmazın miras bırakanlarından intikal ettiğini, paydaşlardan … ’ün payını … ’e ve … ’in de … ’e paylarını rücu şartlı bağışladıklarını, daha sonra imar ve taksim sonucu adına tescil edilen 2 parsel sayılı taşınmaz kaydına da rücu şartlı bağış şerhinin işlendiğini belirterek şerhin terkinini istedi.
Davalılar davanın reddini savunmuşlar, Mahkemece davacının tapuda resmi işlemle yapılan taksim sırasında şerhin davacı tarafından görüldüğünü ve bu hususun bilinerek dava konusu taşınmaza malik olunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 688. maddesi uyarınca, paylı mülkiyette birden çok kimse, maddi olarak bölünmüş olmayan belli bir şeyin tamamına belli paylar oranında maliktir. Paydaşlardan her biri malik hak ve yükümlülüklerine sahip olup payını devredebilir, rehnedebilir ve alacaklılar tarafından haczettirilebilir. Eldeki davada da, dava konusu taşınmaz paylı mülkiyete konu iken paydaşlardan davalı … ve … paylarını rücu şartı ile diğer davalılara bağışlamışlardır. Diğer bir anlatımla, anılan 688.madde kapsamında paylarında tasarrufta bulunmuşlardır. Daha sonra
taşınmaz ifraz ile çeşitli parsellere ayrılmış, paydaşlar arasında yapılan resmi taksim sonucu da dava konusu taşınmaz davacıya bırakılmıştır. Rücu şartı ile taşınmazı temlik alan kişilerde başka taşınmazlara malik olmuşlardır.
Borçlar Kanununun 242.maddesinde düzenlenen rücu şartına bağlı bağışta, bağışlayan bağışlananın kendisinden evvel vefatı halinde bağışlanan şeyin mülküne iadesini şart edebilir. Anılan maddenin 2.fıkrası gereğince bu husus tapu siciline şerh verilebilir. Görülüyor ki, rücu şartına bağlı bağışta şerhe konu olan husus bağışa konu haktır. Diğer bir anlatımla, rücu şartı gerçekleştiğinde bağışlayanın mülkiyetine dönecek olan bağışladığı maldır.
Yapılan açıklamalardan sonra yeniden somut olaya döndüğümüzde, davalılar … ve … kendilerine bağışlanan paylar karşılığı taksim sonucu başka taşınmazlara malik olmuşlardır. Bağış yapan diğer davalıların rücu şartının gerçekleşmesi halinde iadesini isteyecekleri taşınmazlarda bu taşınmazlardır. Paylaşım sonucu davacının mülkiyetine geçen taşınmazda rücu şartı şerhi bulunsa dahi bağış yapanların davacı taşınmazının kendi mülkiyetlerine geçmesini isteyemezler. Zira bağışa konu taşınmaz davacıya ait dava konusu taşınmaz değildir. Hal böyle olunca da, mahkemece davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçelerle red kararı verilmesi doğru değildir. Karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 13.12.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.