YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/15079
KARAR NO : 2007/15985
KARAR TARİHİ : 13.12.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 29.1.2007 gününde verilen dilekçe ile intifa hakkının terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.6.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydındaki intifa hakkının terkini isteğine ilişkindir.
Davacı, paydaşı olduğu 3870 parsel sayılı taşınmaz için açılan ortaklığın giderilmesi davası sırasında davalı yararına tesis edilen intifa hakkının terkini isteminde bulunmuştur.
Davalı, dava konusu taşınmazın intifa hakkı ile yükümlü olarak satılmasına karar verildiğini, davacınında taşınmazı bu hakla yükümlü olarak ihalede satın aldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece ortaklığın giderilmesi sırasında tesis edilen intifa hakkının Türk Medeni Kanunun 2.maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmiş davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanunun 794. ve devamı maddelerinde düzenlenen intifa hakkı; başkasına ait bir eşya, hak veya mal varlığı üzerinde belirli bir kişiye tam yararlanma imkanı sağlayan bir irtifak türüdür. Paylı mülkiyete konu taşınmazlarda da paydaşın payı üzerinde üçüncü kişi yararına intifa hakkı tesis etmesi olanağı mevcuttur( TKM. m. 688/3). Ancak paydaş, payı üzerinde intifa hakkı tesis ettirirken diğer paydaşların mülkiyet haklarına zarar vermemesi ve onların yararını da gözetmesi gerektiği, Türk Medeni Kanunun 693.maddesi hükmü gereğidir. Anılan madde gereği paydaşın bu hakkını kötüye kullanması halinde diğer paydaşların hakimin müdahalesini isteme hakları vardır(m.697).
Paylı mülkiyete konu taşınmazda paydaşlığın giderilmesi için dava açıldığında paydaşlardan bir ya da bir kaçının payı üzerinde üçüncü kişi yararına intifa hakkı tesis ettirdiği uygulamada sık rastlanan bir olgudur. Türk Medeni Kanununun 2. maddesi ile getirtilen kural gereği herkes haklarını kullanırken dürüstlük kuralına uymak zorundadır. Bu bağlamda da, görülmekte olan dava sırasında payda üçüncü kişi yararına intifa hakkı tesisinin taşınmazın satışında talepleri azaltmak ve düşük bir bedel karşılığı taşınmazın tamamının ele geçirilmesini sağlamak amacına yönelik yapıldığı karine olarak kabul edilmekte, diğer paydaşlar tarafından zarar gördüğü ileri sürülerek intifa hakkının terkini istemli açılan davalarda, aksi hak sahibi tarafından kanıtlanamadığı sürece intifa hakkına ilişkin işlemin iptaline karar verilmektedir.
Eldeki davada da, dava konusu taşınmaz için açılan ortaklığın giderilmesi davası sırasında tesis edilmiş bir intifa hakkı söz konusudur. Şu anda taşınmazın tamamına malik olan davacı intifa hakkının danışıklı olarak tesis edildiğini ileri sürmekte, yukarıda açıklanan olgular doğrultusunda intifa hakkının terkinini istemektedir. Ancak, ortaklığın giderilmesi davası sonuçlanmış, taşınmazın intifa hakkı ile yükümlü olarak satılmasına karar verilmiş, davacı ihaleye girerek taşınmazı satın almış ve bu satışta kesinleşmiştir. Burada davacının dayandığı olgulardan yararlanıp yararlanamayacağı sorunu gündeme gelmektedir.
Gerçekten de, paydaşların zararına konulduğu ve 2. madde uyarınca hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirildiği için terkin edilebilecek intifa hakkını gerek paydaşlığın giderilmesi davası sırasında, gerekse intifa hakkı ile yükümlü olarak satış kararı verilmesine rağmen satış yapılıncaya kadar terkini diğer paydaşlar tarafından istenebilme olanağı vardır. Bu olanağı kullanmayan paydaş taşınmazın intifa hakkı ile yükümlü olarak satılmasının sağlayacağı düşük bedelle satış veya başka alıcı çıkmaması gibi durumlardan yararlandıktan sonra intifa hakkının terkinini istemesi yine az yukarıda sözü edilen Türk Medeni Kanununun 2. maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması anlamına gelecektir. Bu koşullarda taşınmaza malik olan kişi ancak Türk Medeni Kanununun 785. maddesi hükmünden yararlanarak intifa hakkının terkinini isteme olanağına sahip olabilecektir. Diğer bir anlatımla; lehine intifa hakkı bulunan kişiye göre kendisinin çok ağır külfete maruz kaldığının intifa hakkının devam etmesinin onun için çekilmez hal aldığının kanıtlanmış olması gerekir. Bunların dışında malik sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) kuralı gereği sözleşme yapıldığı andaki gibi hükümlerine aynen uymak zorundadır.
Yeniden somut olaya döndüğümüzde paydaşlığın giderilmesi davasının 12.08.1996 tarihinde açıldığı dava konusu taşınmazda paydaş olan … ve … ‘in 19.11.1996 tarihinde davalı yararına intifa hakkı tesis ettiği ve paydaşlığın giderilmesi davasının sonucunda da taşınmazın yine paydaş olan davacıya intifa hakkı ile yükümlü olarak satıldığı, ihalenin kesinleştiği ve satışın Tapu Sicil Müdürlüğüne bildirildiği, intifa hakkının terkini istemli eldeki davanan da satışın kesinleşmesinden sonra açıldığı sabittir. Hal böyle olunca da, yukarıda açıklanan olgular da gözetilerek davanın reddi gerekirken, kabulü doğru değildir. Karar açıklanan bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 13.12.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.