YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/15361
KARAR NO : 2007/16518
KARAR TARİHİ : 28.12.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.03.2006 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, birleşen dosya davacısı ise elatmanın önlenmesi ve tahliye istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine, birleşen dosyadaki istemin kabulüne dair verilen 07.03.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve birleşen dosya davalısı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, 07.11.1995 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Birleştirilen davada mülkiyet hakkına dayalı olarak H blok 13 numaralı taşınmaza yersiz elatmanın önlenmesi talebinde bulunulmuştur.
Mahkemece, davacı … isteğini H blok 13 numaralı bağımsız bölüme hasrettiğinden sözü edilen bağımsız bölüm ise daha önce satış vaadi sözleşmesi ile dava dışı …’e onun da 02.11.2004 tarihinde tapuda satışı suretiyle birleştirilen davanın davacısı …’e satıldığından, satış vaadi sözleşmesine dayalı asıl davanın reddine, mülkiyet hakkına dayalı birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü asıl davanın davacısı … ile birleştirilen davanın davacısı … temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre birleştirilen davanın davacısı … ’nin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı davanın davacısı … ’nin temyiz itirazlarına gelince;
07.11.1995 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesi biçimine uygun düzenlenmiştir. Bu sözleşmede, satış vaadi borçlusu … dava dışı kooperatif tarafından yapılmakta olan ve arsa payı devri karşılığı sözleşme gereğince mülkiyeti kendisine bırakılacak meskenlerden kendisine isabet edecek bir adedini davacı vaad alacaklısı … ’ye satış vaadinde bulunmuştur.
Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin ifa ile sonuçlandığı, yapılan paylaşımda arsa sahiplerine bırakılması kararlaştırılan H, G ve J bloklardaki kat irtifakı kurulan bağımsız bölümlerden H bloktaki 5, 13 ve 19 numaralı bağımsız bölümler ile G bloktaki 9, 12 ve 13 ve J bloktaki 11 numaralı bağımsız bölümlerin vaad borçlusu …’a isabet ettiği anlaşılmaktadır. Bunlardan H. bloktaki 13 ve G bloktaki 12 numaralı bağımsız bölümler dava dışı …’e, 11.04.1994 günlü satış vaadi sözleşmesiyle satılmış, ferağa icbar suretiyle tescil davası sonucu da bu kişi adına mülkiyet aktarıldıktan sonra H blok 13 numaralı bağımsız bölümü mülkiyet hakkı sahibi birleşen davanın davacısına 02.11.2004 tarihinde tapuda satmıştır. Birleştirilen davadaki istemin dayanağı bu şekilde kazanılan mülkiyet hakkıdır.
Taşınmaz satış vaadi sözleşmesiyle ileride esas sözleşme yapılması, diğer bir deyişle satım akdi icrası kararlaştırıldığından satış vaadi sözleşmesinin ileride yapılacak taşınmaz satış sözleşmesinin esaslı unsurlarını ihtiva etmesi gerekir. Doğru olanı satış vaadi sözleşmesine ileride satışı yapılacak taşınmazın tapu kütüğünde kayıtlı olduğu yerin, kayıt tarihinin, ada ve parsel numarasının yazılması, şayet çapa bağlı bir taşınmazdan muayyen bir bölümün satışı vaat olunuyorsa bunun çap üzerinde metrekaresi belirtilerek işaretlenip sözleşmeye eklenmesidir. Sözleşmede satışı vaat olunan taşınmazla ilgili yeterli açıklık yoksa sözleşmenin ifa kabiliyeti olmayacağından bu gibi sözleşmeler geçerli sayılmaz. Zira, “sözleşme konusunun belirli”olması unsuru da taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin geçerliğinde aranan temel unsurlardandır.
Somut olayda; her ne kadar satış vaadi sözleşmesine konu bağımsız bölümün yapılacak inşaattaki konumu yazılmamış ise de, arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi uyarınca arsa sahiplerine bırakılması kararlaştırılan yerler belirli olduğundan, nitekim daha sonra da kat irtifakı kurularak davalılar miras bırakanı adına tescil edildiğinden, satış vaadi
sözleşmesinin konusu belirlenebilir niteliktedir. Ancak, sözleşmeyle seçimdeki yetki vaad borçlusuna bırakılmıştır. Gerçekten; Borçlar Kanununun 70. maddesi hükmünce de borç muayyen olmayan bir şeye taalluk etmekte ise bunun seçimi borçluya aittir. Fakat borçlu orta vasıftan aşağı bir vasıftaki şeyi veremez. Seçimlik yetki gerek sözleşme, gerekse yasa hükmü uyarınca vaad borçlusuna ait olduğundan davacının davasını «H. Blok 13» numaralı bağımsız bölüme hasretmesinin önemi yoktur. Çünkü, vaad alacaklısı davacının dava konusu üzerinde tasarruf yetkisi bulunmamaktadır.
Bu durumda; mahkemece yapılması gereken iş, davalılara 07.11.1995 günlü sözleşme uyarınca seçimlik yetkilerini kullandırmak ve taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı davacı istemi hakkında sonucuna uygun bir karar vermek olmalıdır. Değinilen yönün göz ardı edilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 28.12.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.