Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/15573 E. 2007/16293 K. 25.12.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/15573
KARAR NO : 2007/16293
KARAR TARİHİ : 25.12.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 15.3.2005 gününde verilen dilekçe ile ecrimisil, tazminat birleştirilen davada davacılar …, … ve … tarafından verilen 16.5.2005 tarihli dilekçe ile de tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın reddine dair verilen 6.2.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı/davalı … ve davalılar/davacılar …, … ve … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, … yapının bulunduğu 1872 parseldeki yer bedeli tahsili, ecrimisil ve tazminat ödetilmesi istemleri ile açılmıştır.
Birleştirilen davada davacı ve davalılar Türk Medeni Kanununun 725.maddesine dayanarak 1872 parselin kısmen tapusunun iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, asıl davadaki yer bedelinin tahsili ve tazminat istemlerinin reddine, 1620.00 YTL ecrimisilin tahakkuk tarihlerinden yasal faizleri ile birlikte davalılar … ve …’ten tahsiline, birleşen davadaki istemin reddine karar verilmiştir.
Hükmü asıl davacı ile birleşen davanın davacıları temyiz etmiştir.
Gerçekten, Türk Medeni Kanununun 724.maddesi hükmünce yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazla ise iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir. Asıl davada davacı 1872 parsel maliki …’ın isteminin dayanağı Türk Medeni Kanununun 724.maddesidir. Ne var ki mahkemece, 1872 parselin krokide kırmızı ile taralı
… yapının işgal ettiği taşınmaz bölümünün ifrazının olanaklı olmadığı, saptanarak kayıt maliki davacının istemi ile aynı nedenle birleştirilen davacıların Türk Medeni Kanununun 725.maddesine dayalı mülkiyet aktarımı istemleri reddedilmiştir. Yapılan yargılama, dosyada toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre gerek asıl davanın gerekse birleştirilen davadaki mülkiyet aktarımı istemlerinin reddedilmesinde yasaya aykırılık yoktur. Bu itibarla davacının tüm, birleşen davacıların diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir. Ancak;
Asıl davada istek konusu yapılan ve kısmen hüküm altına alınan 1620 YTL ecrimisile tahakkuk tarihlerinden geçerli faiz yürütülmüştür. Borçlar Kanununun 101. maddesi hükmünce muaccel olan borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer. Orta yerden Borçlar Kanununun 101/son fıkrasının uygulanma olanağı da yoktur. Hal böyle olunca, hükmedilen ecrimisil alacağı olan 15.3.2005 tarihinden geçerli faiz yürütülmesi yerine infazı olanaklı bulunmayacak şekilde ve HUMK.nun 388.maddesine aykırı olarak “tahakkuk tarihlerinden geçerli faiz” yürütülmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekirken düşülen yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün HUMK.nun 438/VII.maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının tüm davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün 1.bendinin 2.paragrafındaki “tahakkuk tarihlerinden” sözcüklerinin çıkartılarak yerine “dava tarihi olan 15.3.2005 tarihinden” sözcüklerinin eklenmesine hükmün DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 25.12.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.