YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/16095
KARAR NO : 2008/147
KARAR TARİHİ : 21.01.2008
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.03.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptal ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24.07.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, kadastro sırasında davalı … adına tespit edilen 129 ada 2 parsel numaralı taşınmazın güney bölümünü oluşturan bir kısmının öteden beri yol olarak kullanıldığını ileri sürerek keşfen belirlenecek bu bölmenin davacı tapusundan iptalini ve kısmen yola taşırılmış bulunan davalı evin taşkın bölümünün de kaline karar verilmesini istemiş, Mahkemece davaya konu parsele ait tapulama tutanağının kesinleştiği 26.01.1996 tarihinden dava tarihine kadar 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesi hakkında tapulama tutanağı düzenlenmiş ve askıya çıkarılmış taşınmazlar için hak düşürücü süre içerisinde dava açılmadığı takdirde bu tarihin geçmesinden sonra tapulama tespitinden önceki nedene dayalı iddiaların dinlenemeyeceğini hükme bağlamıştır. Dava konusu edilen parselin güney bölümünde herkesin yararlanabileceği nitelikte bir yerin varlığının kanıtlanması halinde kadastroca bu yerin başka bir söylemle yol olarak iddia edilen bölmenin davalıya ait parsel çapına dahil edilmeyerek 3402 sayılı Yasanın 16/3 maddesi gereğince haritasında gösterilmekle getirilmesi gerekir. Çapa bağlanmayan ve hakkında tapulama tutanağı düzenlenmeyen kamunun ortak kullanımında olan taşınmazlar için kadastro tarihine bakılmaksızın ilgililerince her zaman dava açma olanağı mevcuttur. Dava konusu köyde oturan ve bu yoldan yararlanabilecek her kişi mevcut yolun yasal çerçevede korunmasını isteme hakkına sahip bulunduğundan açılan davanın dinlenme olanağı vardır. Mahkemece deliller bu yönde takdir edilerek işin esası hakkında bir hüküm kurulacak yerde 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilerek davanın reddi doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin harcın yatırana iadesine, 21.01.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.