YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2296
KARAR NO : 2007/7722
KARAR TARİHİ : 19.06.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.06.2005 gününde verilen dilekçe ile tapuda vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; Tapu Sicil Müdürlüğü hakkındaki davanın pasif husumet yönünden reddine, davalı … İdaresi aleyhine açılan davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine dair verilen 19.10.2006 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 19.06.2007 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar … vd. vekili Av. … ile karşı taraf davalı … Genel Müdürlüğü vekili …, davalı Hazine vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildidrildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacılar vekili 30.06.2005 tarihli dilekçesiyle …-Sarıyer İstinye … … Yolu Mevkiinde 394 ada 6 parsel sayılı 3522 m2 miktarında ve tapuda tarla vasfı ile yazılı taşınmazın 1/2’şer oranda müşterek malikleri olduklarını, taşınmazın tapu kaydında “Sultan … Vakfından icarelidir” şerhi mecut iken bu şerhin 03.01.1951 tarihinde 364 yevmiye ile tapudan terkin edilmiş olduğunu davacıların ise şerhsiz olarak 14.11.1989 tarihinde tapudan Eski Medeni Kanunun 931, yeni Türk Medeni Kanununun 1023 maddesi gereğince iyi niyet ile iksitap ettiklerini ancak 26.07.2002 tarihinde tapuya yeniden vakıf şerhi konulmasının yasaya aykırı olduğu gibi nizalı vakfın gayri sahih vakıflardan olduğunu beyan ile tapudan terkinini istemiştir.
Davalı Tapu Sicil Müdürlüğü vekili tapunun ilk maliki … oğlu …’ın mirasçılarının bulunması nedeniyle Hazineye kalacak miras payı bulunmadığı belirtililp pasif husumet yönünden davanın reddi savunulmuştur.
Davalı … İdaresi vekili tapu kaydındaki 24.04.1991 tarihli sahtecilik şerhi ve bu şerhin terkini istemiyle davacıların açtığı davaların red edilmiş olduğu, davacıların aktif dava ehliyeti bulunmadığı ayrıca esas yönünden davanın reddi savunulmuştur.
Mahkemece davalı Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine davalı … İdaresi aleyhine açılan davanın “davacılar adına olan tapu kaydı sahte evrak ile oluşturulan bir kayıt olduğundan, yok hükmündedir” davacıların bu durumda aktif husumet ehliyeti bulunmadığı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili kararı temyiz etmiştir.
Dava tapuda vakıf şerhinin terkini isteğine ilişkindir. Dava konusu 394 ada 6 parsel sayılı taşınmaz 10.04.1950 tarihinde kadastro suretiyle … oğlu … adına vakıf şerhi ile birlikte tespit ve tescil edildiği tespit malikinin kadastrodan önce 30.10.1940 tarihinde vefat ettiği, ancak malik sağmış gibi taşınmazın 03.09.1986 tarihinde …’a satış suretiyle temlik edildiği … tarafından 11.09.1986 tarihinde BSM LTD Şirketine tapudan devir edildiği şirketin de davacılara 14.11.1989 tarihinde satış suretiyle aktarmış olduğu görülmektedir. Yine tapu kaydına 24.09.2001 tarihi 2876 sayılı Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün yazısı üzerine “03.09.1986 tarih 3609 yevmiye numaralı satış işlemi sahtecilik yoluyla yapılmıştır” şerhinin tapu kaydına işlendiği kayden sabittir. Davacılar Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhine sahtecilik şerhinin silinmesi isteğiyle açtıkları 1995/59-146 sayılı 27.04.1995 tarihli karar ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar ikinci kez yine Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhine aynı istekle açtıkları davanın reddine dair verilen 1998/425/668 sayılı direnme hükmü Hukuk Genel Kurulunca onanıp red kararı kesinleşmiştir.
Davacıların bu kez 2001/535 Esas sayılı dosyada … oğlu … mirasçıları ve Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhine muarazanın önlenmesi ve tapudaki sahtecilik şerhinin terkini istemiyle açılan davanın reddine dair verilen karar 1. Hukuk Dairesinin 04.07.2006 tarihli ilamı ile “…. tapu kaydına konulan sahtecilik şerhinin mülkiyet hakkı sahibinin bu hakkını kullanmasını engelleyeceği kuşkusuz olduğu gibi şerhin ilanihaye korunmasını olağan kabul etmek de mülkiyet hakkını sınırlandıracağından doğru değildir. Hal böyle olunca, kaytı malikinin mirasçılarına sahtecilik hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil davası açmaları için önel verilmesi dava açıldığı takdirde sonucunun beklenilmesi ve hasıl olacak duruma göre bir karar verilmesi…” yönünden bozulmuş olduğu bu davanın henüz yeni esas almayıp derdest olduğu görülmektedir. Bu durumda dosyada bulunan belgelerin ve özetlenen dava dosyalarının değerlendirilmesi sonucunda öncelikle eldeki davada, dava şartlarından olan davacılarının sıfatının bulunup bulunmadığının çözümlenmesi gerekir. Bu nedenle … oğlu … mirasçıları tarafından tapu iptali ve tescil davası açmışlarsa veya açarlarsa o davanın sonucunun beklenmesi, açmamışlarsa veya açmazlarsa davacıların eldeki vakıf şerhinin terkini davasının esasına girilerek incelenmesi gerekir. Diğer yandan davalı Tapu Sicil Müdürlüğünün … Böle Müdürlüğüne yazmış olduğu 24.09.2001 tarih 2876 sayılı yazısında “6 sayılı prasel üzerindeki vakıf şerhinin 03.01.1951 tarih ve 364 yevmiye ile terkin edildiği ancak yaptıkları incelemede dosyasında böyle bir çeşit terkin evrakı olmadığı gibi yevmiye defterinin incelenmesinden bu yevmiyenin ipotek işlemi ile ilgili olarak başka bir taşınmaz ait olduğu tespit edilerek sonuçta vakfıyesinin terkin edilmediği ” bildirilmiştir. Bu yazı üzerine tapu kaydına 26.07.2002 tarih 2133 yevmiye numarası ile ” bir muamele esnasında taviz bedeli ile ilgili olarak … Bölge Müdürlüğüne sorulacaktır, yazı dosyasındadır” şerhinin tapu kaydına idarece işlendiği görülmektedir. Bu nedenle davanın özelliği gereği Tapu Sicil Müdürlüğüne davada husumet düşer. Açıklanan nedenlerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, 500,00 YTL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 19.06.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.