YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2485
KARAR NO : 2007/3506
KARAR TARİHİ : 02.04.2007
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 05.09.2005 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.12.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 ( önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir.Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantası sağlanır.Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur.Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Somut olaya gelince; davacılar vekili 05.09.2005 tarihli dilekçesiyle 3002 ve 3003 parsel sayılı taşınmazları lehine davalılar adına kayıtlı 618 ve 2478 sayılı parsellerden geçit hakkı tesisini istemiştir.
Davalı 2478 sayılı parselin 1/4 paydaşı … dava dışı 621 sayılı parselde 1/2 oranda paydaş olduğunu her iki parselin batı sınırının senelerdir yol olduğunu bu kesimin uygun olduğunu beyan ile davanın reddini savunmuştur.
Davalı 618 sayılı parselin tam maliki ve 2478 sayılı parselin 1/4 paydaşı …’da 621 ve 2478 sayılı parsellerin batı sınırında fiilen var olan yerden yol verilmesini isteyip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne 3002 ve 3003 numaralı parseller lehine 25.09.2006 tarihli keşif krokisinde (B) harfli 618 sayılı parsel aleyhine yine (A) harfli 2478 numaralı parsel aleyhine geçit hakkı tesisine depo edilen geçit bedelinin davalılara ödenmesine masrafların davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Davalı … kararı temyiz etmiştir.
Geçit ihtiyacı içinde olan taşınmaz malikinin bu hakkın kurulması istemiyle açtığı davanın kabulü halinde hasım tarafın mülkiyet hakkına kısıtlama getirileceği kuşkusuzdur. Bu itibarla geçit davalarında komşuluk hukuku ilkelerinin özenle gözönünde tutulması gerekir. Bu nedenle davada sadece davacının subjektif arzusuna bakılmamalı komşuluk hukukunun genel bir ilkesi olan fedakarlığın paylaştırılması yönü üzerinde re’sen durulmalıdır.
Somut olayda, davalı … tarafından özel de olsa çizdirilip dosyaya ibraz edilen 19.12.2006 tarihli özel rapor ve krokide ibraz ettiği alternatifler yeniden keşif yapılarak incelenmeli yukarıda belirtilen ilkelere uygun olarak düzenlenecek denetime elverişli rapor ve kroki alındıktan sonra neticesine göre bir karar verilmelidir. Bu durumda başka alternatiflerin var olup olmadığı araştırılmaksızın geçit hakkı tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, davalı 618 ve 2478 sayılı parseller arasında hükme esas alınan krokide kesintisiz bağlantı kurulma dığı gibi yine 2478 sayılı parselden sonra ulaşılan yerin paftada yol olup olmadığı araştırılmadan yazılı şekilde infazda zorluk yaratacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 02.04.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.