YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3707
KARAR NO : 2007/7724
KARAR TARİHİ : 19.06.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 6.6.2006 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 2.11.2006 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 14.6.2007 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av……. ile karşı taraftan davalı … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmananı bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 27.07.2001 günlü adi yazılı sözleşme ile mülkiyeti davacıya verildiği iddia edilen 409 parsel üzerindeki yapının 2 numaralı bağımsız bölüme düşen arsa payının davalı paylarının iptal ve tescili istemiyle açılmıştır.
Mahkemece dava reddedilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Tapuda kayıtlı taşınmaz mal mülkiyetinin devrinde hukuki işlem şeklini düzenleyen Türk Medeni Kanununun 706 ve yine gayrimenkul satımında aktin şekline ilişkin Borçlar Kanununun 213.maddeleri hükmünce taşınmaz mülkiyetin devrini amaçlayan her türlü sözleşmenin geçerliliği resmi şekilde düzenlenmiş olmalarına bağlıdır. Resmi senetten maksat resmi bir memur tarafından hazırlanarak taraflar huzurunda imzalanan ve resmi memurca mühür ve imza ile onaylanan sözleşmedir. Tapu Sicil Müdürlüklerinde düzenlenen resmi senet ise taşınmaz mal mülkiyetinin ve mülkiyetten başka ayni hakların kurulması ve devri için Tapu Sicil Müdürlüğündeki bir memur tarafından düzenlenip taraflar ve gerekiyorsa tanıklar tarafından imzalanan müdürce de imza ve mühür ile tasdik edilen resmi akittir.
Somut olayda ise, davacı isteminin dayanağını teşkil eden 27.7.2001 günlü “satış vaadi sözleşmesi” başlıklı belge adi yazılı düzenlendiğinden az yukarıda sözü edilen Türk Medeni Kanununun 706 ve Borçlar Kanununun 213.maddeleri gereğince buna dayanılarak tescil isteminde bulunulamaz.
Ancak; tapuda kayıtlı bir taşınmaz mülkiyetinin devir borcu doğuran ve yasanın öngördüğü biçim koşuluna uygun yapılmadığından geçersiz olan sözleşmeye dayanılarak açılan bir cebri tescil davasında bazı koşulların varlığı halinde şekil eksikliğini ileri sürmenin dürüstlük kurallarına uygun düşmeyeceği 30.9.1988 tarih ve 2/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında kabul edilmiş olup, anılan karar Kat Mülkiyeti Kanununa tabi olmak üzere yapımına başlanan taşınmazdan geçerli bir sözleşme olmadan bağımsız bölüm satın alınması alıcının tüm borçlarını eda etmesi ve satıcının da bağımsız bölümü teslim ederek alıcının onun malik gibi kullanmasına rağmen satıcının tapuda mülkiyet devrine yanaşmaması halinde ortaya çıkan uyuşmazlıklarda uygulanmaktadır.
Somut olayda da, davacının dayandığı sözleşmede satıcı inşa ettiği binadan satış yaptığını belirtmiştir. Bir davada olayları anlatmak tarafların,hukuki nitelemeyi yapmak ise mahkemenin görevidir. Mahkemece davacının dayandığı vakıları değerlendirerek yukarıda sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamında kalan bir hususun bulunup bulunmadığının saptanması ve hukuki niteleme buna göre yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken bu yönde araştırma ve inceleme yapılmadan davanın reddi doğru değildir. Karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 500,00 YTL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 19.6.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.