YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3742
KARAR NO : 2007/4441
KARAR TARİHİ : 18.04.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı-k.davalılar vekili tarafından, davalı-k.davacılar aleyhine 26.4.2005 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil, 24.5.2005 de karşı dava olarak müdahalenin men’i, kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; temliken tescil talebinin dahili davalılara karşı kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen 14.12.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi dahili davalılar … ve … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 725.maddesine dayalı taşkın yapı nedeniyle temliken tescil istemine ilişkindir.
Tapu kayıt maliki karşı davacılar mülkiyet hakkına dayanarak haksız elatmanın önlenmesini istemiştir.
Mahkemece davalı ve karşı davacılar …’ın malik sıfatları kalmadığından bu davalılar yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına, koşullar oluşmadığından davaya dahil edilenler bakımından davanın reddine, asıl davanın kabulü ile saptanan bedelleri ödenmesi koşuluyla 7085 parsel sayısını alan taşınmazdaki B ve C harfi ile gösterilen ve 7086 parselde A harfi ile işaretlenen taşınmaz bölümlerinin anılan parsellerden ifraz edilerek 645 numaralı parselin paydaşları olan davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Hükmü 7086 parsel maliki olan davalılar … ve … temyiz etmiştir.
Asıl davadaki istemin dayanağı Türk Medeni Kanununun 725.maddesidir. Gerçekten, bu hüküm ile mülkiyet hakkına sınırlama getirilmiş ve bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı taşkın yapı iyiniyetle yapılmışsa uygun bir bedel karşılığı taşan kısım için yapı sahibine temliken tescil isteme yetkisi tanımıştır.
Bunun için:
Tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla yapılan binanın ayrılmaz parçasının yine tapuda kayıtlı üçüncü kişiye ait taşınmaza taşkın yapılmış olmalıdır.
Taşkın inşaat, taşkın yapı ile iki komşu taşınmazı fiilen birleştirmekte ekonomik bir bütünlük oluşturmaktadır. Bu özelliğinden dolayı taşkın yapıya dayanan temliken tescil isteği taşınmaza bağlı kişisel hak niteliğindedir. Taşılan arsa malikinin devir borcu eşyaya bağlı bir borç olduğundan inşaat maliki hakkını taşılan arsanın her malikine karşı kullanabilir. Yeni maliklerde Türk Medeni Kanunun 725.maddesinde belirtilen haklardan yararlanabilecekleri gibi borçlardan da sorumlu olur.
Bu inşaatı kendi malzemesi ile yapan kişinin, iyi niyetli olması, diğer bir anlatımla zeminin kendisine ait olduğu, ya da 5.7.1944 tarihli 12/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesi gereklidir.
14.2.1951 tarih 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, iyiniyetin ispatı taşkın yapı malikine ait ise de iyiniyet sav ve savunması def’i olmayıp itiraz niteliği taşıdığından ve kamu düzeni ile ilgili bulunduğundan mahkemece kendiliğinden gözönünde tutulmalıdır.
Taşkın binanın bulunduğu taşınmaz maliki veya o taşınmazda mülkiyetten başka ayni hak sahibi olup da zarar gören kimselerin, taşınmaza elatıldığını öğrendikleri tarihten itibaren 15 gün içerisinde itiraz etmeleri, yapı malikinin iyiniyetli sayılması olanağını ortadan kaldırır. İtiraz hiçbir şekle bağlı değildir. Yapının ilerlemesini zararın büyümesini önlemek için konan bu sürenin başlangıcını objektif olarak saptamak, yapının görünebilir hale gelme tarihinden başlatmak, taşırılan taşınmaz malikinin öğrenmesine engel olan subjektif (öznel) nedenleri dikkate almamak gerekir. Aksine düşünce bu yöndeki yasa koyucunun amacını ortadan kaldırır. (subjektif koşul)
Bu tür davalarda üzerinde önemle durulması gereken diğer bir koşulda halin icabından taşkın inşaatın yıkılması gerekip gerekmediğinin saptanmasıdır. Uygulama ve doktrinde “durum ve koşulların haklı kılması” şeklinde ifade edilen bu şarttan inşaatın yıkılması ile inşaat sahibinin uğrayacağı zarar veya yıkılmaması halinde arsa malikinin arsasının uğrayacağı değer kaybının mukayese edilmesi anlaşılmalıdır. Bu koşulun içinde taşkın yapının bulunduğu arazi parçasının davacı adına tescili için, taşkın kısmın ana taşınmazdan ayrılarak müstakil parsel oluşacak veya davacıya ait taşınmazla birleştirilecek şekilde ifrazının mümkün olması da vardır.
İptale veya irtifak hakkına konu olacak zemin bedelinin arsa sahibine ödenmesine karar verilmeli, önceden ödenmiş bedel var ise bu miktar, ödenecek bedelden mahsup edilmelidir.
Somut olayda; düzenlenen 20.12.2005 günlü krokiye göre 645 parsel sayılı taşınmazın maliki davacıların gerek 7085 ve gerekse 7086 parsellere taşırdıkları yapı duvar niteliğindedir. Duvarın taşkın yapı (ana yapı) ile ekonomik bir bütünlüğü oluşturduğu düşünülemez. Bu nitelikteki taşkınlık her zaman yıkımı sağlanarak giderilebilir. Duvar asıl şeyin (binanın) bütünleyici parçası olmadığından buna dayanarak yapıyla duvarı tek bir eşya gibi görülüp istemin kabulü yasanın 725.maddesinin amacı uygun düşmez.
Yine az yukarıda sözü edildiği üzere, duvar bütünleyici parça olmadığından taşırılan duvardan dolayı yapı sahiplerine durum ve koşulların hak sağladağını kabul etmek olanaksızdır.
Bütün bunlardan ayrı, kabul şekline göre de; iptale konu olacak zemin kısmının gerek 7085 gerekse 7086 parsellerden ifraz olanağı bulunup bulunmadığı araştırılmadan istemin kabulü de yanlıştır.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 18.4.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.