Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/6205 E. 2007/8506 K. 29.06.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/6205
KARAR NO : 2007/8506
KARAR TARİHİ : 29.06.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar tarafından, davalılar aleyhine 18.5.2006 gününde verilen dilekçe ile su arkına ve yola elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.12.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, kadim su arkına ve patika yola elatmanın önlenmesi istemiyle açılmıştır.
Mahkemece davacılara ait 2022, 2026 ve 2027 parsellere davalıların elatmalarının önlenmesine karar verilmiştir
Hükmü davalılar temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanunu 683. maddesi gereğince bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Anılan yasanın 718. maddesi uyarınca da arazi üzerindeki mülkiyet kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki … ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Mülkiyet kapsamına yapılar, bitkiler ve kaynaklarda girer.
Bu kısa açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Uyuşmazlık konusu ark teknik bilirkişi raporunda davalıya ait 2025 parselin çap kaydı içersinde gösterilmiştir. Ne var ki yine bilirkişi raporuna göre, mülkiyet hakkını ve sınırlarını belirleyen tapu sicili ve paftalarına böyle bir arkın varlığı işaretlenmemiştir. Fiili duruma göre davalının 2025 parselinde kalan arktan davacılar davalı rızası bulunmadığı sürece yararlanamaz. Ark paftasında işaretlenmediğinden varlığı iddia edilerek kadim ark iddiası ile açılan davanın da dinlenme olanağı yoktur.
Türk Medeni Kanununun 6.maddesi hükmünce yola ilişkin iddiasını da kanıtlamak zorunda olan davacılar bu iddiasını da kanıtlamış değildir. Kaldı ki, davacıların varlığını söyledikleri yol tıpkı ark gibi haritasına işaretlenmemiş olduğundan yol iddiası ile açılan davanın da reddi gerekir.
Kabule göre de, davacıların iddiaları kendilerinin maliki bulundukları taşınmazla ilgili değil kadim ark ve yolla ilgilidir. Mahkemece HUMK.nun 74.maddesinde hükme bağlanan taleple bağlılık kuralı bir yana bırakılarak orta yerden davacılara ait parsel çap kapsamına ilişkin bir dava varmışcasına “…2022, 2026, 2027 numaralı parsellere davalılar tarafından yapılan müdahalenin men’ine” şeklinde HUMK.nun 388 ve 389.maddeleri hilafına infazda da kuşku yaratacak biçimde hüküm kurulması da doğru olmamıştır. Diğer taraftan yargılamada vekille temsil olunmayan davacılar yararına avukatlık ücreti takdiri de yanlıştır.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 29.6.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.