Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/7914 E. 2007/8572 K. 02.07.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7914
KARAR NO : 2007/8572
KARAR TARİHİ : 02.07.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 31.3.2005 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 3.4.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece bilirkişi krokisinde (B) harfi ile gösterilen davalıya ait 1295 parsel sayılı taşınmazda açılan foseptik çukurunun kal’li ile bu çukurun 21.2.2007 tarihli ek raporda gösterildiği üzere 1294 ve 1312 parseller arasındaki hat üzerine ve 2 parsele eşik uzaklıkta kalacak şekilde yapımı için davalıya izin verilmesine, davacıların diğer istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Hükmü taraflar temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacıların temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Medeni Kanunun 683 maddesi “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.” hükmü ile malikin mülkiyet hakkının hukuksal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir. Anılan Kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “Komşu hakkı” bölümünde “kullanım biçimi” başlığı altında yer alan 737. (önceki Medeni Kanunun 661.) maddesi “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşuların etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle; taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel adete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü ve sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel adete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır.” hükmü ile de malike, mülkün kullanılmasında komşuya zarar verecek taşkınlıklardan sakınma ödevi yükleyerek, yasal kısıtlamalardan birisini düzenlemiştir.
Taşkınlıktan amaç ise, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesi ile taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek iş ve eylemlerdir. Bu eylemlerin saptanmasında, taşınmazın bulunduğu yerin kullanma amacının, niteliğinin, konuya ilişkin düzenlemelerin ve yasal boşluk bulunması halinde mahalli örf ve adetlerin göz önünde tutulması gereklidir. Bu tür uyuşmazlıkların çözümünde hakim, gerek zararı saptama, gerekse zararı giderici önlemleri bulma yönünden her somut olayın özelliğini gözetmek, tarafların yarar zarar dengelerini değerlendirmek durumundadır.
Komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan kullanım halinin saptanması halinde ise, mahkemece, kurulacak hükümde, zararlı davranışın giderim şeklinin ve taraf yükümlülüklerinin açıkça gösterilmesi zorunludur.
Somut olaya gelince; davacılar mahkemenin 1295 parsel içinde bulunduğu halde kal’ine karar verdiği foseptik çukurundan kendilerine ait taşınmazdaki kullanma sularına sızıntı geldiğini ve kullanma sularının zararlandığını ileri sürmüştür. Gerçekten davalının 1295 parselindeki foseptik çukuru davacılara ait kullanma sularında zarara neden oluyorsa davalı mülkiyet hakkını komşusu hakkına aşırı kullanmış olacağından bu zararlı davranışın giderilmesi gerekir. Ancak, zararın saptanmasında jeolog bilirkişi yanında çevre sağlığı uzmanı bilirkişi görüşüne de başvurulmalıdır. Salt jeoloğ bilirkişinin görüşü bu hususta hüküm kurmaya yeterli kabul edilemez.
O halde, yerinde çevre sağlığı uzmanı bilirkişi de heyete dahil edilerek yeniden keşif yapılmalı, davalının 1295 parselinde bulunan foseptik çukurdan davacılara ait parsele sızıntı yoluyla zarar meydana gelip gelmediği duraksamasız saptanmalı, zarar saptanırsa ortaya çıkan zararlı davranışın giderim şekli ile taraf yükümlülüklerinin ne olacağı hakkında bunun sonucuna uygun hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece eksik araştırma ve inceleme ile davanın yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1. numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacıların temyiz itirazlarının reddi ile hükmün 2 bent uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 2.7.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.