Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/9389 E. 2007/16063 K. 17.12.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/9389
KARAR NO : 2007/16063
KARAR TARİHİ : 17.12.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı köy temsilcisi vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.8.1999 ve 19.10.2000 gününde verilen dilekçeler ile meraya elatmanın önlenmesi ve tazminat istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 6.12.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı köy temsilcisi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, meraya elatmanın önlenmesi ve aşırı yararlanma sonucu ortaya çıkan zararların tahsili istemleri ile açılmıştır.
Davalılar Paşa Karsu ve Necati İpek taşınmazlara tapu ile malik olduklarını, mülkiyetinde olan bu yerleri 1999 yılında diğer davalılar … ve … ’a kiraya verdiklerini, zarardan da sorumlu olamayacaklarını, açılan davanın reddini savunmuşlardır. Diğer davalılar savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece dava red edilmiş, hüküm davacı köyün temyizi üzerine Dairemizin 5.5.2005 tarihli ilamı ile ve ilamda yazılan nedenlerle bozulmuş, mahkemece uyulan bozma kararından sonrada dava red edilmiştir.
Hükmü davacı köy tüzel kişiliği temyiz etmiştir.
Mera, bir veya birden fazla köy ve kasaba halkına bağımsız veya birlikte kullanılmak üzere tahsis edilen yada kadimden beri hayvan otlatılarak kullanılan hak sahiplerinin üzerinde intifa hakkı bulunan arazi parçalarıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bu yerler özel mülkiyete konu yapılamayacağı gibi meranın amacı dışında kullanma olanağı da yoktur. Diğer taraftan Dairemizin anılan kararında vurgulandığı üzere bir köy yada belediyeye tahsis edilen veya o köy yada belediyenin kadim kullanımında olan
meranın başka bir köy idari sınırları içerisinde olmasının da bir önemi bulunmamaktadır. Yine sözü edildiği üzere, idari sınırlar sadece yetkili mahkemenin saptanmasında önemlidir.
Eldeki davada davalıların savunmasına bakılırsa, tapulama sonucu oluşturulan tapu kayıtlarına kısaca mülkiyet iddiasına dayandıkları görülmektedir. Davalıların tapu ile malik bulundukları çap dışındaki yerlerde bir hak iddiasında olmadığı anlaşıldığından bu savunmaları davanın çözümünde önem arz etmektedir. Bilirkişi bozmadan sonra düzenlediği 16.10.2006 tarihli krokisinde davalıların savunmasında geçen tapuda kayıtlı taşınmazları kırmızı işaretlemiş, bunların toplam yüzölçümünü 681.985 metrekare olarak ifade etmiştir. Bilirkişinin krokisinde yeşil ile gösterilen alan ise davacı köyün merasıdır. Davalılar bu alanda mülkiyet hakkı dışında bir iddiada bulunmadıklarından ve bozmadan önce yapılan keşifte dinlenen komşu köylerden yerel bilirkişi ve tanıklar krokide yeşil ile boyalı taşınmaz bölümünün davacı köyün kadim kullanımındaki mera olduğunu tanımladıklarından mahkemece istemin hüküm altına alınması yerine sonradan dinlenilen ve ilk dinlenenlerin beyanları hilafına ifadede bulunan tanık sözleri ile davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın iadesine, 17.12.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.