YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/14968
KARAR NO : 2009/2992
KARAR TARİHİ : 11.03.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.1.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.9.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, davalı Hazinenin maliki olduğu 3539 ada 23 parsel sayılı taşınmazdan …’a 2981 sayılı İmar Affı Kanunu uyarınca 188 metrekarelik yerin 28.11.1995 tarihinde tahsis edilerek bu yere ilişkin tapu tahsis belgesi verildiğini, …’ın tek mirasçısı olan …’ın tapu tahsis belgesi ile sahip olduğu hakkını Noterde 02.01.2004 tarihinde düzenlenen devir senedi ile kendisine temlik ettiğini, taşınmazın bulunduğu yerde İmar uygulaması yapılarak tahsis edilen taşınmazın 13771 ada 4 parsel numarasını aldığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir.
Davalı Hazine, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiş; hükmü, davalı Hazine vekili temyiz etmiştir.
Uygulamada kısaca, İmar Affı Kanunu olarak bilinen 2981 sayılı yasanın 1.maddesi hükmüne göre kanunun amacı; imar ve gecekondu mevzuatına aykırı olarak inşa edilmiş ve inşa halindeki bütün yapılar hakkında uygulanacak işlemleri düzenlemek ve bu işlemlere dair müracaat, tespit, değerlendirme uygulama ve duyuru esaslarını ve ilgili diğer hususları belirlemektir.
Görülüyor ki; kanun imar ve gecekondu mevzuatına aykırı olarak inşa edilmiş ve inşa halindeki yapı maliklerini hedeflemiştir. Başka bir anlatımla, kanunda yazılanlar dışındaki kişilerin İmar Affı Kanununa dayanarak istemde bulunma olanakları yoktur. Ne var ki, kanun kapsamında kalan kişilere yapılan tahsisin bunlar tarafından üçüncü kişilere temlikine 3290 sayılı Kanun İle Bazı Maddeleri Değiştirilen Ve Bazı Maddeler Eklenen 2981 sayılı Kanunun Uygulamasına Dair Yönetmeliğin 25. maddesi imkan sağlamıştır. Ancak bu gibi durumlarda da tahsis yapılanlardan devralan kişilerin 2981 sayılı Kanundan yararlanıp yararlanamayacağı yönünün araştırılması gerekir. Gerçekten, 2981 sayılı Kanunun 13/a hükmüne göre, arsa tahsis edilecek kimselerin kendisinin veya eşinin veya reşit olmayan çocuğunun oturduğu belediye ve mücavir alan sınırları içinde ev yapmaya müsait arsaya veya bir eve veya apartmanın bağımsız bir bölümüne veya bir bölümü işyeri olarak kullanılan bir yapıya sahip bulunmaması zorunludur.
Somut olayda; mahkemece yapılan bu saptama üzerinde durulmadan, davanın eksik inceleme ve araştırmayla hükme bağlanmış olması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de;
Tahsis bedelinin ödendiğine dair bir takım makbuzlar dosyaya sunulmuş ise de, tahsis bedelinin tamamının ödenip ödenmediği Hazineden sorulmak suretiyle araştırılmamıştır. Tahsis bedelinin ödenip ödenmediği araştırılarak, ödenmediğinin anlaşılması halinde tahsis edilen taşınmaz miktarının dava tarihindeki rayiç değerinin depo ettirilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 11.03.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.