Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2008/3613 E. 2008/4297 K. 31.03.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3613
KARAR NO : 2008/4297
KARAR TARİHİ : 31.03.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.04.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, mümkün değilse tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davacının imar düzenlemesinin iptali davasının idari yargı görevine girdiğinden mahkemenin görevsizliğine, davacının binanın arsasının adına tescili, evin ve müştemilat bedeli tesbit ve tahsilat talebinin, davacının dava açma sıfatı olmaması nedeniyle davanın husumet nedeniyle reddine dair verilen 28.06.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R

Davada, imar uygulaması sonucu 6789 ada 1 parsel sayısını alan taşınmaz üzerindeki binanın kendisine ait olduğunu iddia eden davacı, mevcut yapı sebebiyle bina kısmının adına tescilini, olmadığı takdirde değerinin saptanarak ev ve müştemilat bedelinin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yeni malike karşı temliken tescil isteminde bulunulamayacağından bu istemin reddine, malzeme sahibi yeni malikten tazminatta isteyemeyeceğinden tazminat talebinin reddine, davacının imar düzenleme işleminin iptali hakkındaki talep nedeniyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-Davada diğer istek kalemleri dışında sebepsiz zenginleşmeye dayanılarak muhtesat bedelinin tahsili de istenmiştir. Davalı idarenin 615 m2 yüzölçümündeki 6789 ada 1 parsele 23.11.1987 tarihinde imar uygulaması sonucu malik olduğu görülmektedir. Üzerindeki yapının davacıya ait olduğu hususunda tarafların çekişmesi yoktur. Davalı idare tarafından, davacı aleyhine kal istemi ile elatmanın önlenmesi davası açılmadığı sürece davacının arazi üzerindeki yapıdan ötürü davalıdan tazminat talep etmesi olanaklı değildir. Ancak;
Davacı, davalı idarenin 6789 ada 1 parselin muhtesatla birlikte satışa çıkararak sattığını iddia ettiğinden ve muhtesat mülkiyeti davacıya ait olduğundan, davalı idare haklı bir sebep olmaksızın başkasının zararına mal iktisap eden kimse durumuna düşeceğinden, Borçlar Kanununun 61.maddesi hükmünce muhtesat bedelini davacıya iade etmek zorundadır.
Mahkemece, taşınmazın muhtesata tabi olarak satışa konu edilip edilmediği araştırılmalı, satış yapılmamışsa ve davalının elatmanın önlenmesi davası bulunmadığından dava şimdiki gibi reddedilmeli, aksinin saptanması halinde muhtesat bedeli belirlenerek bu bedelin davacıya iadesine karar verilmelidir.
Değinilen yön göz ardı edilerek sebepsiz zenginleşmeye dayalı tazminat isteminin de eksik inceleme ve araştırmayla reddi doğru değildir.
Karar, açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Davalının diğer temyiz itirazlarının yukarıda 1.bendde yazılan nedenlerle reddine, 2.bendde yazılı nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 31.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.