Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2008/9896 E. 2008/11701 K. 15.10.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/9896
KARAR NO : 2008/11701
KARAR TARİHİ : 15.10.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.04.2007 gününde verilen dilekçe ile beyanlar hanesindeki belirtmenin terkinini talep etmiş birleşen davada da … tarafında muhdesat bedelin ödenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davaların kabulüne dair verilen 05.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı, 5231 ada 9 parsel sayılı taşınmaz üzerinde cami bulunduğunu, taşınmazın tapu kaydında “üzerindeki Fatih Camii ve Müştemilatı … tarafından yaptırılmıştır” şeklinde belirtme bulunduğunu ileri sürerek terkinini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuş, daha sonra açtığı ve eldeki dava ile birleştirilen davasında da caminin vakıfları tarafından yaptırıldığını belirterek bedelin ödenmesi isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, her iki davada kabul edilerek taşınmaz üzerindeki cami ve bina bedelinin ödenmesine, belirtmenin terkinine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı Hazine temyiz etmiştir.
Dava, beyanlar hanesindeki belirtmenin terkini, birleştirilen dava ise muhtesat bedelinin tazmini isteğine ilişkindir.
Bilindiği gibi, tapu kütüğüne yazılarak alenileştirilmesinde fayda olunan hukuki ilişki yada fiili durum şeklinde tarif edilen beyanlar Türk Medeni Kanununun 1012 ve Tapu Sicil Tüzüğünün 60 ve devamı maddeleri uyarınca tapunun kaydının beyanlar sütununda yer alır. Taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın da başkasına ait olması halinde beyanlar sütununda gösterilmesi yasal düzenlemelerle mümkün kılınmıştır.
22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere, Eşya Hukukunda “muhdesat” kavramında bir arazi üzerinde arz malikinden başkasına veya bir paydaşa ait yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak sağlamaz. Muhdesat sahibinin hakkı sadece şahsi bir haktır. Bu hakkın hukuki mahiyeti ve nasıl kullanılacağı TMK’nun 722, 724. ve 729. maddelerinde açıklanmıştır.
Bir kişi lehine muhdesatın tespitine ve bunun kütüğün beyanlar hanesine yazılmasına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 19/2 maddesi imkan sağlamaktadır. Gerçekten, anılan hüküm uyarınca; “Taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilir.” Ayrıca, 3194 sayılı İmar Kanununun 11. maddesi uyarınca umumi hizmetlere ayrılan, 18. maddesine göre imar düzenlemesine alınan, imar planına göre tescile tabi olan, imar sebebiyle sayfası kapatılan ve malik hanesi açık olan taşınmazların anılan nitelikleri beyanlar hanesinde gösterilir. Oluşan imar parselleri üzerine kadastro parselinde bulunan beyanlar da aktarılır. Yine imar sırasında uygulanan kat mülkiyeti ve imar parseli üzerindeki binaların sahipleri ve parsel üzerindeki geçici yapılar da beyanlarda yer alır.
Bu şekilde bir belirtmenin yenilik doğrucu bir sonucu olmadığı, esasen var olan şahsi hakka aleniyet kazandıracağı ve muhdesat sahibi lehine kanıt oluşturacağı kuşkusuzdur.
Ne var ki, bu tür bir belirtme Türk Medeni Kanununun 684. maddesine sınırlama getirerek muhdesat konusu ile arazinin bütünleşmesine engel olacağından, arazi sahibinin mülkiyet hakkını ileri sürerek ve muhdesat bedelini hak sahibine ödemesi suretiyle mahkemeden terkin talebinde bulunması olanaklıdır.
Somut olaya gelince;
Dava konusu taşınmaz tapuda Hazine (… Camii) adına kayıtlıdır. Beyanlar sütununda ise cami müştemilatının davalı vakıf tarafından yaptırıldığı hususu yer almaktadır. Gerçekten de caminin davalı vakıf tarafından yaptırıldığı noktasında taraflar arasında çekişme bulunmamaktadır.
Dava konusu taşınmaz tapuda Hazine adına … Cami olarak kayıtlıdır. Bilindiği gibi camiler özel mülkiyete konu olamaz. Kamu malı niteliğindedir. Ayrıca 633 sayılı Kanunun 35. maddesine göre yönetim ve idaresi …’na aittir. Davalı(birleşen davanın davacısı) camiyi bağışlarla yaptırmıştır. Bağış belli bir amaca özgülenerek yapılmış, vakfın malvarlığını artırma gayesi güdülmemiştir (BK. m.240, 241). Vakıfta bağış paralarını özgülendiği amaca uygun olarak kullanmıştır. Başkasının taşınmazı üzerine iyi niyetle bina yapan kişiler için tanınan zemin mülkiyetinin kendisi adına tescilini isteyemeyeceği gibi, bedel dahi isteyemeyecektir. Belirtmenin bedel karşılığı terkini muhtesat maliklerine tanınmış bir haktır. Davalı camini mülkiyetini hiçbir zaman kazanmamıştır bu nedenle belirtmenin bedel karşılığı terkini olanaklı değildir. Kamu yararı amacıyla yapılan bağışlarla kamu malı niteliğinde cami inşası nedeniyle zemin mülkiyetini kazanan Hazinenin sebepsiz zenginleşmesinden de söz edilemeyecektir. Mahkemece bu yönler dikkate alınarak birleştirilen tazminat istemine ilişkin davanın reddi gerekirken aksine düşüncelerle kabul kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 15.10.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.