Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/10960 E. 2009/14202 K. 16.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10960
KARAR NO : 2009/14202
KARAR TARİHİ : 16.12.2009

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 02.08.2006 gününde verilen dilekçe ile 10.11.1992 tarihli sözleşmeye dayalı alacak istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 02.04.2009 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 15.12.2009 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av…. ile karşı taraftan davacı vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 10.11.1992 günlü rödevans sözleşmesi uyarınca eksik ödenen 2004 yılı maden arama katkı payı ve buluculuk hakkı alacağı ile faiz alacakları toplamı olan 89.077.23 TL.den şimdilik 10.000.00 TL’nin tahsili istemi ile açılmıştır. Davacı 5.3.2008 tarihli ıslah dilekçesinde toplam alacağının 178.463.32 TL olduğunu belirterek bu miktarın davalı şirketten tahsilini talep etmiştir.
Davalı, 2004 yılı maden arama katkı payı alacağı olarak davacıya 71.099,78 TL ödediğini, Maden Kanununda 5.6.2004 tarihinde yapılan değişiklikten önceki 2004 yılına ait buluculuk bedeli 650,30 TL.nin de ödendiğini, kanun değişikliğinden sonraki 2004 yılı dönemine ait buluculuk bedeli borcu bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece 137.411,39 TL maden arama katkı payı alacağı ile buluculuk katkı payı olan 41.051.93 TL.nin 30.06.2005 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hükmü davalı şirket temyiz etmiştir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle dava konusu yapılan “Maden Buluculuk Hakkı” ve “Maden Arama Katkı Payı” kavramları üzerinde durulması gerekmektedir.
5.6.2004 tarih ve 5177 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önce 3213 sayılı Maden Kanununun 15.maddesinin 1 ve 2. fıkra hükümleri “ reşit her Türk vatandaşının daha evvel tespit edilmemiş bir maden zuhurunu yürürlükte bulunan bir ara ve ön işletme ruhsat sahasında olmamak üzere cins, yer ve ebadı ile birlikte daireye bildirmesi ile ihbar hakkı doğar, ruhsat sahibi arama, ön işletme ruhsatları sürelerinde faaliyet raporu ile zuhurunu bildirdiği madenlerin de bulucusu sayılır” şeklindedir. Bu hüküm 5.6.2004 tarih ve 5177 sayılı Kanunla değiştirildikten sonra “Ruhsat sahibi arama ve/veya işletme ruhsatı süresince hazırlanan teknik raporlar ile görünür rezerv olarak bildirdiği madenlerin bulucusu sayılır. Bu hakkı talep eden ruhsat sahibine buluculuk belgesi verilir. Buluculuğa konu madenin bulucusu dışında bir başkası tarafından işletilmesi halinde bu alanda üretilen maden için tahakkuk eden buluculuk hakkı her yıl Haziran ayı sonuna kadar bu alanda üretim yapan kişiler tarafından hak sahibine ödenir. Buluculuk hakkı yıllık ocakbaşı satış tutarının %1’dir” şeklini almıştır.
3213 sayılı Maden Kanununun değişiklikten önceki 15.maddesinde yer alan “zuhuru bildirilen maden” sözcüğü 5177 sayılı Kanunla yapılan değişiklikte “görünür rezerv olarak bildirilen maden” olarak ifade edilmiştir. O halde buluculuk hakkı sahibinin buluculuk hakkı olarak isteyebileceği %1 oranındaki pay görünür rezervin yıllık ocakbaşı satış tutarıdır. Nitekim bu husus Maden Kanununun Uygulama Yönetmeliğinin 68. ve 69.maddelerinde de açıkça vurgulanmıştır. Buluculuk belgesi sahibi olan davacı 5.7.1991 tarihli maden bulucu belgesinde görünür rezervi 4.900.000 ton olarak bildirdiğinden, alacağı buluculuk hakkı payı bu miktarla sınırlıdır. Mahkemenin davalı tarafından görünür rezerv miktarı kadar davacıya buluculuk hakkı alacağı ödeyip ödemediği tespit edilmeden, davacının işletmenin devam ettiği sürece buluculuk hakkı alacağı talebe yetkisi varmış gibi buluculuk hakkı payı isteminin yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmamıştır.
Davalının da taraf olduğu 10.11.1992 tarihli sözleşmenin 6.maddesinin (e) bendi hükmü aynen “ işletmeci, ayrıca işletmenin ömrü boyunca ürettiği cevherin (dolomit) beher tonu için ocakbaşı satış fiyatının %5’ini MTA’ya maden arama katkı payı olarak ödemeyi taahhüt eder” hükmünü içermektedir. Maden Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 76.maddesinde ocakbaşı satış tutarının ne olduğu “Devlet hakkı ocakbaşı satış tutarı üzerinde alınır ocakbaşı satış tutarı ocaktan üretilen tüvenan cevherinin bedelidir” şeklinde ifade edilmiştir. Tüvenan cevheri ise ocaktan çıkarılmış fakat üzerinde hiçbir cevher hazırlama işlemi yapılmamış olan ham madde halindeki cevhere verilen isimdir. O halde, davacının maden arama katkı payı olarak talep edebileceği hak, ocaktan çıkarılan dolomit madeninin üzerinde hiçbir cevher hazırlama işlemi yapılmamış olan hammadde halindeki fiyatıdır. Gerekirse dolomit madeninin tüvenan halindeki 2004 yılı fiyatı ilgili ticaret odalarından sorularak tespit edilebilir. Oysa gerek 30.10.2007 günlü gerekse 01.12.2008 tarihli raporlarda dolomit madeninin işleme tabi tutulmamış fiyatı değil mamül satış fiyatı tespit edilerek davacı alacağı hesaplanmıştır. Her iki rapordaki yöntem yukarıdan beri yapılan saptamalara uygun düşmemektedir.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, yeniden oluşturulacak bilirkişi kuruluna davacının buluculuk hakkından kaynaklanan alacağını maden buluculuk belgesinde belirtilen görünür rezervle sınırlı olarak hesaplatmak, bu miktar rezerv için buluculuk hakkı ödenmiş ise bu kalem istek hakkındaki davayı reddetmek aksi halde sonucuna uygun bir karar vermek, maden arama katkı payı alacağını ise yukarıda yazılan yönteme uygun olarak ve yerel ticaret odalarından bilgi alınarak bulup istemi bunun sonucuna göre hükme bağlamak olmalıdır.
Bütün bu yönler bir yana bırakılmak suretiyle bilirkişi raporları ile bağlı kalınarak davanın yazılı şekilde kabulü doğru olmamıştır.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 625.00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 16.12.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi