Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/12102 E. 2009/14232 K. 16.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12102
KARAR NO : 2009/14232
KARAR TARİHİ : 16.12.2009

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 05.9.2000 gününde verilen dilekçe ile alacak, 13.11.2000 tarihinde verilen karşı dava dilekçesi ile de cezai şartın tahsili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen 18.09.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 40 adet araçtan ibaret filonun, 11.5.1999 tarihli kira sözleşmesi ile 01.05.1999-30.04.2000 tarihleri arasındaki dönemde kullanılmak üzere davalı şirkete kiralandığını, davalı şirketin kiralanan araçları sözleşme sonunda geri vermeyerek 2000 yılı Mayıs ve Haziran aylarında da kullanmaya devam ettiğini, ancak kira bedelinin ödenmediğini, emsallerine göre ödenmesi gereken 64.663.89 TL kira parası ve 21.658,89 TL hasar bedeli ile trafik cezaları toplamının, kira parasına 23.06.2000 tarihinden, hasar ve trafik cezaları toplamına ise dava tarihinden geçerli en yüksek ticari faiz uygulanarak davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı cevap ve karşı davasında; davacı kiralayan ile 25.5.2000 tarihinde 1.5.2000 ve 30.4.2001 tarihlerini kapsayan yeni bir kira sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmede kira parasının %10 oranında artırılmasının kararlaştırıldığını, kira parasının sözleşmenin bu hükmüne göre istenebileceğini, ancak davacı ve karşı davalının 21.6.2000 tarihli ihtarı ile sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini, 25.5.2000 tarihli sözleşmenin 2.maddesinde sözleşmenin erken feshi için cezai şart ödemesinin kararlaştırıldığını, buna göre davacı ve karşı davalının 28.146,69 TL cezai şart ödemesi gerektiğini bu miktarın en yüksek ticari faizi ile birlikte davacı ve karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece ilk kira sözleşmesinin sona ermesinden sonra taraflar arasında yeni bir sözleşme yapılması hususunda anlaşma sağlanamadığı, bu durumda davacı kiralayanın kira bedeli olarak ilk kira sözleşmesinde kararlaştırılan bedele TEFE endeksinin eklenmesi suretiyle bulunan miktarı isteyebileceği nedeniyle 14.574,87 TL kira parası, 8.914,77 TL hasar bedeli ile trafik cezasının faizi ile birlikte davalı ve karşı davacıdan tahsiline, fazla isteğin reddine, karşı davanın da reddine karar verilmiştir.
Hükmü taraflar temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki araç filosunun kiralanmasına ilişkin 11.5.1999 günlü sözleşme hasılat kira sözleşmesidir. Sözleşme 01.05.1999 ve 30.04.2000 tarihleri arasındaki dönemi kapsadığından sürelidir. Kiralama süresinin bitmesiyle Borçlar Kanununun 292.maddesi hükmüne göre kiracının kiralananı defterdeki bütün eşya ile beraber bulundukları hal üzere iadesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta, kiracı davalı ve karşı davacının kira süresinin bitiminde kiralananı kiralayan davalı ve karşı davacıya iade etmediği, 2000 yılı Mayıs ve Haziran aylarında da kullanmaya devam ettiği taraflar arasında çekişme konusu yapılmamıştır. Keza, tarafların hüküm altına alınan araçlardaki hasar ve trafik cezalarına ilişkin dava konusuna yönelik bir temyiz itirazları da yoktur. Tüm çekişme, kiranın bitmesinden sonra devam eden kullanma sebebiyle kira parasının nasıl hesaplanacağı, karşı davada ise davalı ve karşı davacının cezai şart isteyip isteyemeyeceği noktalarındadır.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden davacı ve karşı davalı kiralayanın gerçekten 11.5.1999 tarihli sözleşmenin bitmesinden sonra yeni dönem için 23.5.2000 tarihli kira sözleşmesini imzalayarak davalı ve karşı davacıya gönderdiği ancak davalı ve karşı davacının 26.6.2000 tarihli ihtarnamesinde önerilen fiyat listesini dolayısıyla 23.5.2000 günlü sözleşme önerisini kabul etmediği anlaşılmaktadır. Bir sözleşmeden bahsedebilmek için öncelikle iki tarafın var olması, tarafların irade beyan etmeleri (açıklamaları) ve en az iki irade açıklamasının bulunması gerekir. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir. Sözleşmenin meydana gelmesi için iradesini ilk açıklayan kişiye “icapçı” (öneren) bu kişinin irade beyanına da “icap” (öneri), icapçının (önerenin) irade beyanını uygun bulduğunu bildiren tarafın beyanına ise “kabul” denir. Yasadaki tarif uyarınca icap (öneri) ve kabulün birbirine uygun olması şarttır; Kabul için süre belirleyerek bir sözleşme yapılmasını öneren, bu sürenin sona ermesine kadar icabıyla (önerisiyle) bağlıdır. Kabul beyanı bu süre içinde kendisine ulaşmazsa; öneren, icabıyla (önerisiyle) bağlılıktan kurtulur. Davalı ve karşı davacı, davacı ve karşı davalının 23.5.2000 tarihli önerisini kabul etmediğini 26.6.2000 tarihli ihtarnamesinde bildirdiğinden orta yerde davacı ve karşı davalı kiralayan bağlayan bir sözleşmenin varlığından söz etmek mümkün değildir. Böyle olunca, davalı ve karşı davacı kurulmamış olan sözleşmeye dayanarak cezai şart alacağı isteyemeyeceği gibi 11.5.1999 tarihli sözleşme ve hükümleri sona erdiğinden davacı ve karşı davalı kiralayanın kira alacağı önceki sözleşme hükümleri ile bağlı olarak hesap edilemez.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve tüm dosya içeriği ile yukarıda yazılı olan gerekçelere göre davalı ve karşı davacının bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- Davacı ve karşı davalı kiralayanın temyiz itirazına gelince;
Yukarıda sözü edildiği üzere, 11.5.1999 tarihli kira sözleşmesinin süresinin bitiminden sonra da kiraya konu araç filosu 2000 yılı Mayıs ve Haziran aylarında davalı karşı davacı tarafından kullanmaya devam edilmiştir. Kira parası hesabının sona eren 11.5.1999 günlü sözleşme hükümleri gözetilerek bulunması olanağı yoktur. Mahkemece doğru olarak saptandığı üzere, bu dönem için istenebilecek alacak bir ecrimisil alacağıdır. Ecrimisil ise haksız yararlanma sebebi ile eşya sahibine ödenmesi gereken asgari kira bedelidir. O halde davacının ecrimisil alacağı bu kural uyarınca ve yararlanılan eşyanın bir araç filosu olduğu da dikkate alınarak yararlanılan dönemdeki emsallerine uygun ve tarafların bu konudaki bildirdikleri deliller de dikkate alınarak kuşkusuz bilirkişi oy ve görüşüne başvurulmak suretiyle hesaplanmalıdır.
Mahkemece yapılan bu saptama bir yana bırakılarak davacı alacağını emsali kiralar yerine sona eren sözleşmedeki kira parasına TEFE uygulamak suretiyle belirleyen bilirkişi raporuna bağlı kalınması doğru olmamıştır.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalı ve karşı davacının bütün temyiz itirazlarının reddine, 2.bent gereğince hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde davacı ve karşı davalıya geri verilmesine, 16.12.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.