Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/12735 E. 2009/14063 K. 14.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12735
KARAR NO : 2009/14063
KARAR TARİHİ : 14.12.2009

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 27.10.1998 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.05.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, kadastro uygulaması sırasında davalı Hazine adına tahdidi yapılan 10727 m2 yüzölçümündeki 95 ada 29 parsel sayılı taşınmazın Ekim 1339 tarihli ve 13 numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığını, bu parselin tapu kaydının iptali ile 12/32 payının adına, 20/32 payının ise Boduroğlu Şaban mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu parselin Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı Hazine temyiz etmiştir.
Davada, yukarıda sözü edildiği üzere Ekim 1339 tarihli, 13 numaralı tapu kaydına dayanılmış, 29 sayılı parselin bu kayıt kapsamında kaldığı ileri sürülerek istemde bulunulmuştur. Dolayısı ile, HUMK’nun 74.maddesinde hükme bağlanan taleple bağlılık kuralı uyarınca eldeki davada bu kaydın uygulanması önem kazanmaktadır.
Bu nedenle, öncelikle davada dayanılan tapu kaydı tüm tedavülleri ile birlikte getirtilip, dosya arasına alınmalı, tedavüllerinde sınır değişikliği olup olmadığı saptanmalı, sınır değişikliği varsa bunun nedeni üzerinde durulmalı, doğru ve yasal bir nedeni olup olmadığı araştırılmalı, doğru esasa dayanmıyorsa ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmelidir. Uygulamada yararlanmak üzere komşu taşınmazların tapu kayıtları getirtilmeli, keşifte yöreyi iyi bilen mahalli bilirkişiler ve konularında uzman olan teknik bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılmalı, kayıtlardaki her sınır bilirkişilere sorularak arazi üzerinde tespit ettirilmeli, dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığı duraksamasız belirlenmeli, saptanan sınırlar teknik bilirkişinin çizeceği krokide işaret ettirilmeli, diğer yandan mahalli bilirkişilerin söylediklerinin denetimi açısından komşu taşınmaz revizyon tapu veya vergi kayıtlarının nizalı taşınmaz yönünü ne şekilde nitelendirdiği üzerinde durulmalıdır.
Dava konusu taşınmazın tapu kaydı, harita ve krokisi mevcut ise bu tapu kaydına Türk Medeni Kanununun 719, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20.maddeleri uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur. Taşınmazın harita ve krokisi yoksa veya bunlar uygulama niteliğinden yoksunsa kayıt kapsamı, sınırlarına itibar edilerek belirlenmelidir.
Mahkemece bütün bu anlatılan hususlar üzerinde durulmamış, özellikle dayanılan tapu kaydının uygulaması yapılmamıştır. Belirtilen hususlar yerine getirilmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; 29 sayılı parselin 12/32 payının tescili dava edildiği halde, taleple bağlılık kuralı gözden kaçırılarak parselin tamamının davacı adına tescil edilmesi de yerinde değildir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 14.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.