YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13132
KARAR NO : 2009/14204
KARAR TARİHİ : 16.12.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 08.09.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.07.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, temliken tescil isteğine ilişkindir.
Davalı, davacının yapısının kadastro yolu üzerine kaçak olarak yapıldığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Davalı … hükmü temyiz etmiştir.
Bilirkişinin düzenlediği krokiden mülkiyeti davalı …’ye ait 3435 sayılı parsel üzerinde davacı tarafından 1970’li yıllarda yapıldığı bildirilen bir binanın bulunduğu, bina değerinin arsa değerinden daha fazla olduğunun saptandığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle dava, Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayalı temliken tescil istemine ilişkindir.
Gerçekten, bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde diğer koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir.
Türk Medeni Kanununun 724. maddesinde yapı sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir.
Eldeki uyuşmazlıkta davacı 3435 sayılı parsel üzerindeki binayı 1970 yıllarında yaptığını iddia ettiğinden Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayalı hakkın inşaatın bitirildiği tarihteki kayıt maliki kim ise ona karşı ileri sürülmesi gerekir. Oysa, 267.30 m2 yüzölçümündeki 5435 parsel sayılı taşınmaza davalı … 05.11.2004 tarihinde paylaşma ve taksim yoluyla malik olmuştur. Davacı sonradan malik olan davalı Belediyeye şahsi hakkını ileri süremeyeceğinden davanın reddi yerine istek hüküm altına alındığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 16.12.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.