Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/13585 E. 2009/14231 K. 16.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13585
KARAR NO : 2009/14231
KARAR TARİHİ : 16.12.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.05.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, mera olarak sınırlandırma, elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; elatmanın önlenmesi ve kal isteminin kabulüne dair verilen 13.03.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı, kadastro tespiti sırasında kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayalı olarak davalı adına tescil edilen 195 ada 4 parsel sayılı taşınmazın evveliyatının mera olduğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile mera olarak sınırlandırılmasını, üzerindeki binanın yıkılmak suretiyle elatmanın önlenmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Yargılamalar sırasında Hazine davaya asli müdahil olarak katılarak, tapu kaydının iptali ile mera olarak sınırlandırma ve taşınmaz üzerindeki binanın yıkılmasını istemiştir.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi isteminin kabulü ile taşınmaz üzerindeki binanın yıkılmasına karar verilmiştir.
Hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mera, bir veya birden fazla köy veya kasaba halkına bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş ya da kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa hakkı olan arazi parçasıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera, yaylak ve kışlaklar özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz (4342 sayılı Mera Kanunu m.3,4).Meraya elatmanın önlenmesi davası, kadim yararlanma hakkı olan köy veya belediye tüzel kişiliği ya da taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle Hazine tarafından açılabilir. Aynı şekilde, bir yerin mera olduğu iddiasıyla köy veya belediye tüzel kişiliğinin ya da Hazinenin tapu iptali ve sınırlandırma istemiyle dava açmasına olanak vardır.
Mera, yaylak ve kışlak davalarında, tahsise ya da kadim kullanma hakkına dayanılabilir. Tahsise dayanıldığında, dayanak belgelerin, ayrıca karşı tarafın savunmasında ileri sürdükleri kayıtların tüm geldileri ile birlikte merciinden getirtilmesi, kadimlik iddiası varsa bu hususun araştırılması, gerektiğinde köyün kuruluş tarihinin İçişleri Bakanlığından sorulması ve köyün kadim ya da muhdes olup olmadığının saptanması gerekir.
Mahkemece yapılacak keşifte; tahsise dayanılıyorsa tahsis kayıtlarının yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığı ile uygulanması, dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi, taşınmazın mera olmadığı iddiasının bulunması halinde varsa çevre taşınmazlara ait kayıtlar da uygulanarak dava konusu yeri ne şekilde okuduğunun çevre taşınmazlarla toprak yapısı kıyaslanarak uzman bilirkişiler aracılığı ile uyuşmazlığa konu yerin ve niteliğinin saptanması gerekir.
Kadimlik iddiasında ise, yerel bilirkişi ve tanıklara taşınmazın kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı ve sınırları sorularak sonuca gidilmelidir.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında,
Dosya kapsamı, mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi raporlarından dava konusu taşınmazın 1997 tarihinde yapılan kadastro tespiti sırasında taşınmaza 20 yılı aşkın bir süredir zilyet olduğu belirtilmek suretiyle “karğir tek katlı ev anbar ve bahçesi” vasfı ile davalı adına tescil edildiği, taşınmazın köy yerleşim alanında kaldığı, sınırlarınki tüm taşınmazların özel kişilere ait olduğu ve sınırında mera bulunmadığı anlaşılmıştır. Ziraat bilirkişisi de, 23.05.2006 tarihli gerekçeli raporunda, taşınmazın mera vasfı taşıdığına ilişkin bir emare bulunmadığını, köy içinde ve iskan halinde olması nedeniyle mera olarak kullanımının da teknik açıdan güç olduğunu bildirmiştir.
Mahkemece, yerel bilirkişilerin dava konusu taşınmazda 1970’li yıllarda hayvan otlatıldığına dair beyanları esas alınmak suretiyle çekişmeli taşınmazın mera olduğu kabul edilerek istem hüküm altına alınmış ise de; Yukarıda açıklandığı gibi, bir yerin mera olarak kabulü için sadece o yerin tabii özellikleri itibarıyla, hayvan otlatmaya müsait olması yetmez, o yerin kadimden beri mera olarak kullanılması gerekir. Başka bir deyişle, başlangıcı bilinmeyen bir tarihten beri mera olarak kullanıldığının kanıtlanması gerekir. Somut olayda, dava konusu taşınmazın kadimden beri mera olarak kullanıldığı kanıtlanamadığından davanın reddine karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirme ile elatmanın önlenmesi ve yıkım isteminin kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Kabule göre de; davada tapu iptali ve mera olarak sınırlandırma ile elatmanın önlenmesi istenildiği halde, tapu iptali ve mera olarak sınırlandırma istemi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 16.12.2009 tarihinde oy birliği ile karar verildi.