YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13612
KARAR NO : 2009/14635
KARAR TARİHİ : 24.12.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.05.2008 gününde verilen dilekçe ile ihtiyati tedbir şerhi terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın görev yönünden reddine dair verilen 12.03.3009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı, 1000 ada 4 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına emniyet müdürlüğünün 07.03.1993 tarihli yazısı ile konulan ihtiyatı tedbir şerhinin terkinini istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuş, mahkemece, idari yargının görevli olduğu belirtilerek davanın yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununda ayni haklar için söz konusu olan teknik anlamdaki tescil kurumunun yanı sıra bazı kişisel hakların(TMK m.1009), tasarruf yetkisini kısıtlaması(TMK m.1010) ve geçici tescilin şerh verilmesi (TMK.m.1011) imkanı kabul edilmiştir. Bu şerhlerin tapuya kaydı ise farklı yöntemlere tabidir.
Somut olayda; tapu kaydına ihtiyati tedbir şerhi konulmuştur. Anılan şerh Türk Medeni Kanununun 1010. maddesinde düzenlemesini bulan tasarruf yetkisi kısıtlaması şerhlerinden birisidir. Davacı bu şerhin emniyet müdürlüğü talebi ile değil, mahkeme kararıyla konulabileceğini, tapudaki kaydın yolsuz olduğunu ileri sürmektedir. Diğer bir ifadeyle tapu kaydındaki yolsuz işlemin düzeltilmesini istemektedir. Mahkemece işlemin dayanağının idari olduğu gerekçesiyle davanın idari yargıda görüleceği kabul edilmiştir.
Bilindiği gibi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırları Başlıklı 2. maddesinin (a) bendinde idari işlemler hakkında, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaati ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları, (b) bendin de de idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel haklara muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları idari yargının görev alanı içinde sayılmıştır.
Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde tapu sicilinde yapılan işlemlerin dayanağının idari işlem olacağı da kuşkusuzdur. Davacı emniyet müdürlüğünün işleminin iptalini değil bu işleme dayanarak tapuda yapılan kaydın yolsuz olduğunu ileri sürmekte ve tapu kaydının düzeltilmesini talep etmektedir. Diğer bir anlatımla tapu sicil müdürlüğünün işleminin iptalini istemekte olup bu idari işlemler yukarıda değinildiği gibi İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesi anlamında İdari Yargının görevi alanına giren işlemler niteliğinde değildir. Bu haliyle davanın görülme yeri adli yargıdır. Mahkemece, açıklanan hususlar gözetilmeden görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmediğinden, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 24.12.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.