Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/13788 E. 2009/14425 K. 21.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13788
KARAR NO : 2009/14425
KARAR TARİHİ : 21.12.2009

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 31.07.2006 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.06.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, 991 ve 992 sayılı parseller için Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 991 ve 992 sayılı parseller yararına 980, 983 ve 984 sayılı parseller üzerinden geçit kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü, 990 sayılı parsel malikleri davalı … ve … temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Zorunlu geçit kurulmasına ilişkin bu genel bilgilerden sonra somut olaya gelince;
Bilirkişinin 15.12.2006 tarihli rapor eki krokiden davacı taşınmazlarının hem 991 hem de 992 sayılı parsellerin haritasında “yol ve ark” olarak işaretlenen yere komşu olduğu kısaca taşınmazların genel yol bağlantısının bulunduğu görülmektedir. Davacı mevcut yolun ihtiyacına cevap vermediğini ileri sürmektedir. Bilirkişi görüşü de bu doğrultudadır. O yüzden 990 ve 991 sayılı parsellerin nispi geçit ihtiyacı içersinde bulunduğu kabul edilmelidir. Ne var ki, bu gibi ihtiyaç içersinde bulunan parsellere mevcut yolun genişliği dikkate alınarak ihtiyaca cevap verecek miktarda ilaveler yapılması ve ihtiyacın bu şekilde giderilmesi gerekir. Oysa mahkemece saptanan bu durum gözden kaçırılmış sanki davacı parsellerinin mutlak geçit ihtiyacı içinde olduğu kabul edilerek geçit tesis edilmiştir. Bu durum yasanın ve uygulamanın geçit davalarında öngördüğü kurallara uygun düşmez.
O halde yeniden keşif yapılarak ve 986 ile 985 sayılı parseller üzerinden de geçit alternatifi belirlenerek nispi geçit ihtiyacı kurallarına uygun geçit güzergahı saptanmalıdır.
Değinilen yönün gözardı edilmesi doğru görülmediğinden karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 21.12.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.