Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/4764 E. 2009/5791 K. 08.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4764
KARAR NO : 2009/5791
KARAR TARİHİ : 08.05.2009

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 09.01.2008 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 21.01.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, maliki olduğu 3281 parsel sayılı taşınmazının 410 metrekarelik kısmını tel örgü ile çevirmek, dam ve ahır yapmak suretiyle davalı tarafından haksız olarak kullandığının … 1.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2007/131-131 D…. sayılı dosyası ile belirlendiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesini, bina ve tel örgünün kal’ini istemiştir.
Davalı, taşınmazlar arasındaki sınırın davacının murisi tarafından belirlendiğini, taşınmazını kendi sınırları içinde kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taşınmazların kendi sınırları içerisinde kullanılıp, elatma bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili ve davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi ile kal istemlerine ilişkindir.
Davacının isteminin dayanağı olan … 1.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2007/131-131 D…. dosyasındaki 13.11.2007 tarihli fen bilirkişi raporunun eki krokide, davalının kullanımındaki (A) ile işaretli 33m² dam, (B) ile işaretli 26m² ahır ve (C) ile işaretli tel örgüyle çevrili 351m² alanın davacıya ait 3281 parsel sayılı taşınmaz sınırları içerisinde kaldığı belirtilmiştir. Eldeki davada
02.05.2008 günü yapılan keşif sonrası düzenlenip, hükme esas alınan 12.06.2008 günlü raporda ise, çekişme konusu taşınmazların 2075 ve 2076 parsel sayılı taşınmazların ifraz ve tevhidi sonucu oluştuğu, yapılan bu idari işlemlerin hatalı ölçüme dayandığı, zemindeki kullanım durumu dikkate alındığında taşınmazların birbirine elatmasının bulunmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Görülüyor ki, hükme esas alınan bilirkişi raporun mevcut paftanın zemine uygulanması ile değil, zemindeki kullanım durumu dikkate alınarak hazırlanmıştır. Taraflarca mevcut tapu kayıtlarının iptali istemi ile ilgili herhangi bir dava da açılmamış olup mevcut tapu kayıtları yüzölçümleri ile birlikte geçerliliğini korumaktadır. Bu nedenle, uzman bilirkişilerin katılımı ile yapılacak keşifte mevcut pafta zemine uygulanarak, elatma bulunup bulunmadığı belirlendikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Mahkemece, yapılan bu saptamalar bir yana bırakılarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden karar bozulmalıdır.
Kabule göre de, kural olarak bir davada harç ve yargılama giderlerinin davada haksız çıkana yükletileceği HUMK.nun 417. maddesinde hüküm altına alınmıştır. Somut olayda, davanın reddine, yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına ve dava sebebi dikkate alınarak davalı vekili yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. Mahkemece, davalının yaptığı yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmaması, ayrıca davada kendini vekil ile temsil ettiren davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 08.05.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.