YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4959
KARAR NO : 2009/5767
KARAR TARİHİ : 07.05.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.08.2006 gününde verilen dilekçe ile 3402 sayılı Yasanın 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 08.07.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, Kadastro Müdürlüğünce 3402 sayılı Yasanın 41. maddesi uyarınca 141 parsel sayılı taşınmazında yapılan düzeltme işleminin iptalini istemiştir.
Mahkemece, Kadastro Müdürlüğünün 08.08.2006 tarihli işlemi ile 148, 149, 150 ve 141 parsel sayılı taşınmazlarda tersimat hatası yapıldığı, bu hata nedeniyle 141 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünde azalma meydana geldiği, sözkonusu hatanın birden fazla parseli etkileyeceği, bu nedenle de 41. maddeye göre de düzeltme yapılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41.maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali isteğine ilişkindir.
5304 Sayılı Kanunun 9.maddesi ile yapılan değişiklikten sonra anılan madde;
“Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir.
Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda
sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.
Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine Kadastro Müdürlükleri yetkilidir” şeklinde düzenlenmiştir.
Harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Türk Medeni Kanununun 719. ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddeleri uyarınca harita ve krokisi kapsamı ile değer verilir. Harita ve krokiden diğer bir ifade ile mülkiyet hakkının kapsamından maksat sınır çizgileri değil haritanın gerçek ölçü değerleridir. 41. madde ile mülkiyet hakkının yatay kapsamının belirlenmesi ve taşınmazı komşu taşınmazlardan ayıran, ferdileştirilmesini sağlayan harita ve planlarda yapılan ölçü, sınırlandırma, tersimat veya hesaplama hatalarının düzeltilmesi amaçlanmıştır. Yapılacak düzeltme ile mülkiyet aktarımına neden olunmamaktadır. Kuşkusuz, mülkiyet aktarımına neden olan hatalar için çözüm açılacak tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kadastro Sırasında veya Sonrasında Yapılan İşlemlerle Geometrik Durumları Kesinleşmiş Olan Taşınmazlarda Ölçü, Sınırlandırma, Tersimat ve Hesaplamalardan Doğan Hataların Düzeltilmesine İlişkin Yönetmeliğin “ölçü, tersimat, hesaplama ve sınırlandırma hataları” başlıklı 6.maddesinde; “Hataların ölçü, tersimat veya hesaplamada meydana geldiği, taşınmazın sınırlarında eylemli değişiklik olmadığı, hatanın nedeni ve düzeltme şekli kadastro müdürünce görevlendirilen ekip tarafından düzenlenecek rapor ve eki krokide gösterilmek suretiyle belirlenir” denilerek düzeltmede uygulanacak yöntem belirtilmiştir.
Ayrıca hemen belirtmek gerekir ki, aynı yönetmeliğin “Genişletmeye elverişli sınırları olan taşınmazlar ve hükmen tescilli parseller” başlıklı 15.maddesinin “1-Orman, mera, kamu taşınmazları, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki genişletmeye elverişli yerlere sınırı olan taşınmazlar ile kadastrosu ya da kadastro sonrası sınırları hükmen belirlenerek kesinleşmiş olan parsellerdeki sınırlandırma hatası düzeltilemez. 2-Mahkeme hükmü kapsamı dışında kalan hatalar bu yönetmelik hükümlerince ve ilgili mevzuatına göre düzeltilir” şeklindeki hükmü ile de 41. maddeye göre düzeltme yapılamayacak taşınmazlar gösterilmiştir.
Kadastro müdürlüğünün re’sen veya ilgililerin başvurusu üzerine yapacağı açıklanan düzeltme işlemlerini ilgililere tebliğinden sonra, ilgililerin sulh hukuk mahkemesine 30 gün içinde açacakları davada, düzeltme işlemi yararına olan kişi ya da kişiler hasım gösterilerek işlemin iptali istenebilir.
Düzeltme işleminin kadastro müdürlüğünce re’sen yapıldığı durumlarda müdürlüğe karşı da dava yöneltilmelidir.
Somut olayda da; Kadastro Müdürlüğünün 08.08.2006 tarihli işlemi ile 149 sayılı parselde yüzölçümü miktarının hatalı olduğu, bu parsele komşu 148 ve 150 nolu parsellerde sınır düzeltilmesi, 141 parselde de sınır ve yüzölçümü düzeltilmesi gerektiği belirtilerek düzeltme yapılmıştır. Düzeltmenin dayanağı 28.07.2006 tarihli raporda 1975 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında toprak tevzi paftaları, fotogrametrik pafta ile çakıştırılması sonucu 148, 149, 150 ve 141 nolu parsellerin fotogrametrik paftaya aktarıldığı ve bu şekilde tescil edildikleri, ancak kadastro çalışmaları sırasında tersimat işleminin hatalı yapıldığı, pafta kenarlaşmasının hatalı olduğu belirtilmiştir. Taşınmaz başında yapılan keşif sonucu alınan 05.03.2008 tarihli bilirkişi raporunda da sadece davacıya ait 141 parsel sayılı taşınmaz incelenerek rapor düzenlenmiştir.
Davacıya ait taşınmaz tapulama çalışmaları sırasında davacı adına tespit edilmiş, tapulama mahkemesinde görülen dava sonucu 300.000 m2 olarak tesciline karar verilmiş, tapulamaca belirlenen çapın 21.000 m2’lik kısmı ise Hazine adına tescil edilmiştir. Yukarıda da değinildiği gibi Kadastro Sırasında veya Sonrasında Yapılan İşlemlerle Geometrik Durumları Kesinleşmiş Olan Taşınmazlarda Ölçü, Sınırlandırma, Tersimat ve Hesaplamalardan Doğan Hataların Düzeltilmesine İlişkin Yönetmeliğin 15. maddesine göre hükmen tescil edilen, diğer bir anlatımla geometrik durumları hükmen belirlenen taşınmazlar anılan 41. madde kapsamında düzeltmeye tabi tutulamaz. Davacı taşınmazı da bu şekilde hükmen geometrik durumu belirlenen bir taşınmazdır. Mahkemece işlemin gerek yönetmeliğin 15. maddesine aykırı olması, gerekse yapılan işlemde hataların ayrıntılı ve gerekçeli şekilde gösterilmemiş bulunması ve raporun denetlenememesi nedeni ile iptaline karar vermek gerekirken gerekçede işlemin doğru olmadığının belirtilmesine rağmen mahkemece kendi gerekçesine de aykırı düşecek şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 07.05.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.