Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/5053 E. 2009/6904 K. 02.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5053
KARAR NO : 2009/6904
KARAR TARİHİ : 02.06.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 09.06.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 08.07.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde özetle; kayıt maliklerinden …’nin oğlu, …’nın ise kardeşi olduğunu, … ili merkez ilçesi, … köyü 569, 379 ve 395 parsel sayılı taşınmazların malik hanesinde … …’nın “…” şeklinde yer alan soyisminin “…”, … kızı … … şeklindeki kaydın ise “… kızı …” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Davalı taraf davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının davasını ispat edemediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK’nun 13.maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların
yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda miras bırakanla ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Mahemece, yukarıda belirtilen tüm araştırmalar yapıldığı halde; bilhassa mahalli bilirkişi ve tanık beyanları doğrultusunda davanın ispatlanamadığından bahisle reddine karar verilmiştir. Red kararı isabetli değildir. Zira, dosya içerisindeki nüfus kayıtları ve veraset ilamına göre; davacı … kayıt maliklerinden … ile … …’in oğlu, …’in ise kardeşidir. Davacının babası … …’in 1965 yılında öldüğü, ölmeden önce annesi …’den 1963 yılında boşandığı sabittir.
Dosya arasındaki 569 parsel sayılı tapulama tutanağı incelendiğinde;
13.4.1972 tarihinde yapılan tapulama sırasında 569 parselin … kızı 1321 (1905) doğumlu … … adına senetsizden tespitinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Yani dava konusu edilen 569 parsel sayılı taşınmazın tapulama tutanağı davacının iddiası ve kayıt maliki …’nin nüfus kaydı ile birebir örtüşmektedir.
Öte yandan, … Nüfus Müdürlüğünün … Asliye Hukuk Mahkemesine yazdığı 22.11.2007 günlü müzekkereye göre … ve … kızı, 1905 doğumlu … … ve … ve … kızı 1945 doğumlu … …’nın bilgisayar ile nüfus kütüklerinde yapılan taramada kayıtlarına rastlanmadığı açıkça ifade edilmektedir. Yine … Nüfus Müdürlüğünün … Asliye Hukuk Mahkemesine yazdığı (5.7.2007 günlü) müzekkereye göre; … … ve … …’nın … köyünde nüfus kayıtlarına rastlanmadığı belirtilmektedir. Yine nüfus müdürlüğü kanalı ile yapılan araştırmalarda … … isimli şahsa ulaşılamadığı, … … isimli şahsın nüfus kaydının bulunduğu belirtilmektedir.
Mahkemece mahallinde 17.3.2008 tarihinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin kayıt maliki …’nin köylerine … ilçesi Manavpınarı köyünden geldiğini, daha önce … … ile evli olduğunu, …’dan boşandıktan sonra … köyünden … … ile birlikte yaşadığını, ancak evlenip evlenmediklerini bilmediklerini bildirmiş olmaları, mahkemece dinlenen tanıkların ise kayıt maliki …’nin, davacının babası …’dan boşandıktan sonra … … ile birlikte yaşadığını bu nedenle …’nin soyisminin … olarak, … baba adının ise … olarak yazılmış olabileceğini bildirip, …’nın nüfusta isminin Fatime olduğunu belirtmiş olmaları ve bu beyanların yukarıda bahsedilen nüfus kayıt araştırmaları ile 369 parsel sayılı taşınmazın tapulama tutanağı birlikte değerlendirildiğinde davacının iddialarını ispatlar mahiyette olduğu sonucuna varılmalıdır. Kaldı ki, tapu kayıtlarının sağlıklı tutulması ve malikin kimliğinin açıkça belli olması kamu düzenine ilişkin olup gerçek malik aleyhinde açılmış veya açılacak olan tapu iptali ve tescil davalarının da görülebilmesi ve dinlenmesine engel değildir. Bu nedenle mahkemece toplanan tüm deliller çerçevesinde davanın kabul edilmesi gerekirken reddi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 02.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.