YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5259
KARAR NO : 2009/6060
KARAR TARİHİ : 14.05.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 11.03.2008 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10.02.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava konusu taşınmazlar maliki olan murisinin tapu kaydında “Tüzün” yazılan soyisminin “Tüzüm”, “Ümdi” olan baba isminin de “…” olarak düzeltilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın kanıtlanması gerektiğini belirtmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK’nun 13.maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların
yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda miras bırakanla ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, az yukarıda da değinildiği üzere tapuda isim düzeltme davasını tapu maliki ya da onun mirasçıları açabilir. Eldeki davada murisin veraset ilamı ya da verasete esas nüfus aile kayıt tablosu getirtilmeksizin davanın esasına ilişkin inceleme yapılarak hüküm kurulmuş olması, bir başka anlatımla taraf teşkilinin usulünce sağlanıp sağlanmadığı hususunun mahkemece re’sen gözetilmesi gerektiği ilkesinin gözardı edilmesi bozma nedenidir. Ayrıca, yapılan değişikliğin mülkiyet nakline yol açmaması için düzeltme istemine konu olan taşınmazlara ait tapu kayıtları ile dayanağı kayıtları getirtilmeden, nüfus müdürlüğünden tapu maliki ile aynı ismi taşıyan bir kişinin kaydının bulunup bulunmadığı
araştırılmadan eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş olması da yerinde değildir.
Kabule göre de;
Dava konusu yapılan 159 parsel numaralı taşınmazın kamulaştırma sonucu sahifesinin kapatılarak 359 ve 360 parsellerin oluştuğu bilirkişi raporunda belirtildiği halde 159 parsel hakkında hüküm kurulmuş olması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda belirtilen nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 14.05.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.