Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/5588 E. 2009/6244 K. 25.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5588
KARAR NO : 2009/6244
KARAR TARİHİ : 25.05.2009

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 14.12.2006 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 28.10.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, 1000 parsel sayılı taşınmazlarının genel yola bağlantısının bulunmadığını ileri sürerek, davalılara ait 999 ve 1504 parsel sayılı taşınmazlar ile davacılardan …’a ait 1502 parsel ile …’a ait 1501 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 13.11.2007 tarihli kararında, davacı taşınmazı yararına, teknik bilirkişinin 27.08.2007 tarihli raporunda tespit ettiği alternatiflerden A,B,D ve E ile gösterilen, 999, 1504, 1502 ve 1501 parsellerden geçen yerden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiş, mahkeme hükmü Dairemizin 08.05.2008 tarihli ilamı ile “kurulan geçidin davalı taşınmazların sınırların tahrip etmesi nedeni ile 1504 parselin batı sınırından geçit kurulması gerektiği” belirtilerek bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş fakat bozma ilamının gereği yerine getirilmeyerek davacıların kendi taşınmazlarından geçebilecekleri gerekçesi ile dava reddedilmiş, kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan
taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Eldeki davada, davacı taşınmazının mutlak geçit ihtiyacı bulunmaktadır. Ancak mahkemece bu ihtiyacı karşılamak için bozma ilamımız doğrultusunda bilirkişilerden alınacak ek raporla yada mahallinde yeniden yapılacak keşif ile komşu 1504 parsel sayılı taşınmazın batı sınırından geçen geçit yerini uzman bilirkişiler aracılığı ile belirlemek ve sonucuna göre belirlenen bu yerden bir geçit irtifak hakkı oluşturmak olması gerekirken, davacılardan … ve …’a ait 1502 ve 1501 parsellere işaret edilerek geçit ihtiyacının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddedilmesi doğru olmamıştır,
Yukarıda açıklanan hususlar gözetilmeksizin verilen karar doğru olmadığından bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 25.05.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.