YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5592
KARAR NO : 2009/6289
KARAR TARİHİ : 25.05.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.06.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.02.2007 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 03.03.2009 günü mürafaa icrasından sonra dosyada görülen eksiklik nedeniyle evrak mahalline iade edilmiştir. Anılan eksikliğin giderildiğinden bahisle dosya tekrar Dairemize gönderilmiş olmakla, içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 06.07.2001 günlü temlik işlemine dayalı 3445 sayılı parsel üzerine yapılan binadaki B Blok 20, 21 ve 7 numaralı bağımsız bölümlerin 1/2 payının tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.
Davalı, savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Yukarıda söylendiği üzere davanın dayanağı 06.07.2001 günlü temlik işlemidir. Dayanılan sözleşmeden davalının 3445 sayılı parsel üzerine yapılan inşaatın yüklenicisi olduğu, 13.08.1993 günlü arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi uyarınca kendisine bırakılması kararlaştırılan bağımsız bölüm ve sözleşmeden kaynaklanan hakları davacıya temlik ettiği görülmektedir.
Alacağın temliki, alacaklı ile onu devralan üçüncü şahıs arasında borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliğini taşıyan, şekle bağlı bir akittir. BK’nun 163. maddesi
hükmüne göre de temlik sözleşmesi temlik edenle temlik alan arasındaki yazılı sözleşme ile kurulabilir.
Temlik, alacağın ona bağlı bütün (yan ve öncelik) hakları ile birlikte devralana geçmesini sağlar ve bu işlem yapılırken borçlunun rızası alınması gerekmez. Temlik, hatta borçlunun muhalefetine rağmen geçerli olarak doğar ve hükümlerini hasıl eder. Borçlunun temlikten sonraki asıl muhatabı artık alacağı devralan (temellük eden) kişidir. Bu itibarla borçlunun borçtan kurtulabilmesi için temlik işleminden sonra borcunu devralan kimseye ifa etmesi gerekir. Kural budur. Şu hale göre temlik anına kadar borçlu temlikin dışında iken temlik anından itibaren evvelki alacaklı temlik işleminin dışına çıkmaktadır.
Temlikin temlik edenle, borçlu (arsa sahibi) arasında bazı ilişkilerin doğmasına neden olacağı çok açıktır. Zira temlik alan evvelki alacaklının yerine geçmiş, borçludan (arsa sahibinden) ifayı istemek, gerektiğinde de borçluyu ifaya zorlamak onun hakkı olmuştur.
Arsa sahibi ile arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi olan yükleniciden sözleşmede ona bırakılması kararlaştırılan bağımsız bölümü temlik alan üçüncü kişinin, arsa sahibini (borçluyu) ifaya zorlayabilmesi için öncelikle temlik işlemini ve işlemin sıhhatini kanıtlaması gerekir. Temlikin konusu da yüklenicinin arsa payı devri karşılığı arsa sahibi ile yaptığı sözleşme uyarınca hak kazandığı gerçek alacak ne ise o olacağından, temlik eden yüklenicinin arsa sahibinden hak kazanmadığını üçüncü kişiye temlik etmesi arsa sahibi bakımından önemsizdir. Diğer taraftan, yüklenici arsa sahibine karşı öncelikli edimini tamamen veya kısmen yerine getirmeden kazanacağı şahsi hakkı üçüncü kişiye temlik etmişse, üçüncü kişi, BK’nun 81. maddesinden yararlanma hakkı bulunan arsa sahibini ifaya zorlayamaz.
Yapılan bu açıklamalara göre, davada dayanılan temlik işleminin muhatabı 13.08.1993 günlü arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin arsa sahibi olan tarafları Kadın ……… olduğundan bu kişiler taraf olmadan temlik işlemine dayalı eldeki davanın dinlenme ve görülme olanağı yoktur. Kısaca, davada yüklenici konumundaki …’a husumet yöneltmek yeterli değildir. Davanın taraf teşkili sağlanmadan sonuçlandırılması doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılması gereken … davacıya, 13.08.1993 günlü sözleşmenin arsa sahibi olan tarafları hakkında dava açmak üzere uygun bir süre tanımak, açılacak davayı eldeki dava dosyası ile birleştirmek, taraf teşkili tamamlandıktan sonra çekişmenin esasını gidermek olmalıdır. Değinilen yönün
göz ardı edilmesi doğru değildir. Açıklanan nedenlerden dolayı karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, 625.00 TL. Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 25.05.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.