Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/6636 E. 2009/7501 K. 15.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6636
KARAR NO : 2009/7501
KARAR TARİHİ : 15.06.2009

MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.04.2008 gününde verilen dilekçe ile dere yatağına müdahalenin meni ve eski hale getirme istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 14.10.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava; 69 ve 70 parsel numaralı davacılara ait taşınmazların yakınından geçen dere yatağının yönünün davalılar tarafından değiştirilmesi sonucu taşınmazlarına su birikmesine neden olunduğu ileri sürülerek dere yatağına elatmanın önlenmesine ilişkindir.
Mahkemece; kesin süreye rağmen adresleri tespit edilerek dahili dava dilekçesi verilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacılar vekili temyiz etmiştir. Süreler, kanun tarafından (Kanuni Süreler) tespit edildiği gibi hakim tarafından da tayin edilir (HUMK.m.159). Kanuni süreler, örneğin cevap süresi, temyiz süresi gibi kesindir ve hakim tarafından bu süreler azaltılıp çoğaltılamaz. Ancak, hakimin tayin ettiği süreler kesin değildir. Yargılama hukukunda egemen olan ilkelerden usul ekonomisi ilkesi gereğince, hakim bir davayı, makul süre içinde ve en az giderle sonuçlandırmak zorunda olduğundan bazen taraflara yapacakları işlemler gereği kesin süre verebilir (HUMK m.163-3)
Kanun ya da hakim tarafından tayin edilmiş olan kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Kesin süre içerisinde yerine
getirilmeyen işlem bazen davanın kaybedilmesi sonuçlarını da doğurmaktadır. Davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir … sayılmamalıdır.
Bu nedenlerle de hakim tarafından kesin süre verilirken;
1-Kesin süreye konu işlemin gerekli ve tarafların yerine getirebileceği bir işlem olması,
2-Verilen sürenin işlemin yapılması için yeterli ve makul bir süre olması, duruşma gününe kadar kesin süre nedeniyle yapılacak işlem sonrası başka bir işleme gerek yok ise bu sürenin takip eden duruşma gününe kadar verilmesi,
3-Yapılacak işlem veya işlemler teker teker, varsa masrafının miktarıyla birlikte açıkça gösterilmesi,
4-Sürenin kesin olduğu ve sonuçlarının tarafa açıklanması zorunludur.
Somut olayda; 14.10.2008 tarihli oturumda, davalı …’nın veraset ilamındaki mirasçılarının kesin süreye rağmen adreslerinin bildirilmediği gerekçesi ile dava reddedilmiştir. Burada verilen kesin sürenin kurumun amacı ile bağdaşmadığı açıktır. Şöyle ki;
Adres tespitinin, verilen süre içinde davacı tarafından kesin olarak yerine getirilmesi mümkün olabilecek yükümlülüklerden bulunmaması ve bu aşamada dahili dava dilekçesi verilememesi nedeniyle davanın reddi yasanın amacına uygun olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 15.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.